Davanın reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 1. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... mirasçısı ... vekili, davacı ... mirasçıları ... ve ... ... vekili, davacı ... mirasçısı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında; Malazgirt ilçesi Yaramış köyünde bulunan dava konusu 246,215,214,213,212,132,131,113,134,133,135,102,101,100,495,497,494,496,492,525,526,330,334,339,124,335,333 ve 331 parsel numaralı taşınmazlar, asliye hukuk mahkemesinde dava konusu olduğu gerekçesiyle malik hanesi açık bırakılmak sureti ile tespit edilmiştir.
Davacı ... ve ... ile davacı ... Asliye Hukuk Mahkemesinde ayrı ayrı açtıkları davalarda; toprak tevzi esnasında tapu kaydının miktarı kadar yerin kendilerine tevzi edildikten sonra zilyetliklerinde olan diğer kısımların davalılara tevzi edildiği iddiası ile tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur.
Davacı ... ve ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada; zilyetliklerinde olan taşınmazın tevzi esnasında köy merası olarak ayrıldığı iddiası ile tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur.
Kadastro mahkemesince aktarılan davalar ve tespit tutanaklarının birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda; bozma ilamında yazılı hususlarda gözetilerek, tespiti tapu kaydına dayalı yapılan taşınmazlara uygulanan tapu kayıtlarının uygulandıkları taşınmazlara mevki ve hudutları itibarıyla uydukları, tapulu bu taşınmazların olağanüstü şekilde davacılar lehine kazanılmasına yönelik koşulların davada bulunmadığı, davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının miktarı kadar yer kendilerine farklı dosyalarda verildiği gibi miktar fazlası kısmında kanundaki miktarlar dahilinde zilyetlikle davacılar adına tescil edildiği, aynı kayıtların mükerrer uygulanmak suretiyle yeniden davacılar adına tescil imkanı olmadığı, davacıların davalarını ispat edemedikleri gerekçeleri ile davacıların davasının ayrı ayrı reddi ile çekişmeli taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş, hükme karşı davacı ... mirasçısı ... vekili, davacı ... mirasçıları ... ve ... ... vekili, davacı ... mirasçısı ... temyiz yoluna başvurmuştur.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... mirasçısı ... vekili, davacı ... mirasçıları ... ve ... ... vekili, davacı ... mirasçısı ...'nın temyiz dilekçesinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak, adına tescil kararı verilen kişileri ve payları açık olarak gösterir şekilde hüküm kurmak zorundadır.
Somut olayda, çekişmeli taşınmazların malik haneleri boş bırakılarak tespit edilmesine rağmen Mahkemece hüküm kısmında davanın reddi ile taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiştir. Az yukarda açıklanan ilke kapsamında hangi taşınmazda kimin malik olduğu belirlenmeden, infazı mümkün olmayacak şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken, dava konusu edilen taşınmazların malik haneleri doldurulmak sureti ile infaza elverişli şekilde hüküm kurulması iken, eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, açıklanan sebeplerle hükmün bozulması gerekmiştir.
S O N U Ç: Davacı ... mirasçısı ... vekili, davacı ... mirasçıları ... ve ... ... vekili, davacı ... mirasçısı ...'nın esasa yönelen temyiz itirazlarının (1) no.lu bentte açıklanan sebeplerle reddine, (2) no.lu bentte açıklanan sebeplerle temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
10.06.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.