Mahkumiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.03.2015 tarihli ve 2013/244 Esas ve 2015/77 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 39,62,52 ve 51 inci maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve erteleme hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

2. Kararın, sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 01.11.2017 tarihli ve 2017/21042 Esas, 2017/22071 Karar sayılı ilâmıyla;
"Sanığın, katılanı telefondan arayarak emniyetten aradığını, savcı talimatıyla işlem yapacaklarını söyleyerek haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda; eylemin, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14.maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 158/1. maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi zorunluluğu"

Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma üzerine İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.12.2017 tarihli ve 2017/644 Esas, 2017/495 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dosya İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.

4. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.01.2019 tarihli ve 2018/47 Esas, 2019/27 Karar sayılı kararı kararı ile; sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 39,62,52 ve 51 inci maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve erteleme hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanığın temyizi; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

1. Suç tarihinde katılanın telefonunun aranarak emniyet mensubu olarak tanıtan şahsın, katılanın kaybettiği kimliğinin dolandırıcıların eline geçtiğini, banka hesaplarını boşaltacaklarını, savcı talimatıyla tüm hesaplarındaki paraları verdikleri hesaba yatırmasını söylemesi üzerine, katılanı bu şekilde ikna etme suretiyle, katılan, hesabında bulunan 38.250,00 TL' yi sanığın hesabına gönderdiği ve şahsın belirttiği GSM hattına 3 ayrı kez 180,00 TL olmak üzere toplam 540,00 TL kontür yüklediği ve ayrıca kredi kartından 180,00 TL kontür yüklediği, sanığın hesabındaki parayı çektiğinin tespit edildiği, bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.

2. Mahkemesince sanık hakkında dolandırıcılık suçunun sübut bulduğu kabul edilerek temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;

1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2. Sanık hakkında kazanılmış hak ilkesinin uygulanması sırasında, ''1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi gereğince'' olan uygulama maddesinin gösterilmemesi hukuka aykırı görülmüş olup bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.01.2019 tarihli ve 2018/47 Esas, 2019/27 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca, oy birliğiyle BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği, hükmün altıncı ve sekizinci paragraflarının başına gelmek üzere "1412 sayılı CMUK 326/son maddesi gereğince" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.06.2024 tarihinde karar verildi.