İstinaf başvurusunun esastan reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davaların reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı ..., birleşen davanın davacısı ..., birleşen davanın davacısı ... ve asli müdahil ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ..., asli müdahil ... ve birleşen davanın davacısı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Kadastro sırasında, Bitlis ili ... ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 132 ada 1 parsel sayılı 6.742,48 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 133 ada 1 parsel sayılı 4.628,53 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 134 ada 1 parsel sayılı 10.476,04 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ve 135 ada 1 parsel sayılı 8.291,31 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak vasfıyla, 135 ada 3 parsel sayılı 163,08 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.

Davacı ... ve birleşen dosyanın davacıları ... ve arkadaşları ile asli müdahil ... dava dilekçelerinde özetle; Bitlis ili Mutki ilçesi ... Köy; 132 ada 1,133 ada 1,134 ada 1,135 ada 1 ve 135 ada 3 parsel sayılı taşınmazların uzun yıllardır kendi zilyetliklerinde bulunduğunu ileri sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların adlarına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.

Davalı Hazine cevabında; davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu gibi gerçek kişiler lehine zilyetlikle kazanım koşullarının da oluşmadığı" gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların reddine, 132 ada 1,133 ada 1,134 ada 1,135 ada 1 ve 135 ada 3 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı ..., birleşen davanın davacısı ..., birleşen davanın davacısı ... ve asli müdahil ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "Çekişmeli taşınmazlarda kullanım bulunmadığının, taşınmazların orman vasfında olduklarının yeterli ve denetime elverişli uzman bilirkişi raporları ile tespit edildiği, her ne kadar keşifte beyanına başvurulan yerel bilirkişi ve tanıklar, bazı davacı ve katılanların taşınmazlarda zilyetlik yürüttüklerini ifade etmiş iseler de, hava fotoğrafları ile denetlenen bilirkişi raporları karşısında bu beyanlara üstünlük tanınmasının mümkün olmadığı, taşınmazlar için ecrimisil ödenmiş olmasının da başlı başına taşınmazlarda zilyetlik yürütüldüğü ve yürütülen zilyetliğin kazanımı sağlayıcı nitelikte olduğu anlamına gelmediği, ayrıca öncesi orman vasfına sahip taşınmazların üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun bu taşınmazların zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı" gerekçesiyle, davacı ..., birleşen davanın davacısı ..., birleşen davanın davacısı ... ve asli müdahil ...'ın istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı ..., asli müdahil ... ve birleşen davanın davacısı ... tarafından temyiz edilmiştir.

kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosunun 2005 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uyarınca yapıldığı anlaşılmaktadır.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, davacı ..., asli müdahil ... ve birleşen davanın davacısı ...' un temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,

59,30'ar TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacılar ve asli müdahilden ayrı ayrı alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.06.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi