Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2015 tarihli ve 2014/409 Esas, 2015/48 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; resmi belgede sahtecilik suçundan, 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve bu karar 11.02.2015 tarihinde kesinleşmiştir.
2.Sanığın denetim süresi içinde 19.11.2015 tarihinde işlediği tehdit ve hakaret suçlarından mahkûmiyetine karar verilmesi üzerine yapılan ihbar nedeniyle, duruşma açılarak yapılan yargılamada, İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2016 tarihli ve 2016/237 Esas, 2016/487 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar açıklanarak, sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarihten, denetim süresi içinde ikinci suçun işlendiği tarihe kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle ihbarda bulunulması üzerine 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de; ihbara konu İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.04.2016 tarihli ve 2015/676 Esas ve 2016/294 Karar sayılı ilamının 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hakaret suçuna ve aynı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçuna ilişkin olduğu; denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan tehdit suçunun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı, tehdit suçu ile birlikte işlenen hakaret suçu yönünden de 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanma koşulları ortadan kalktığından uzlaşmanın mümkün hale geldiği anlaşılmakla; ihbara konu suçlara ilişkin uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilip getirilmediği araştırılarak, uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkûm olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre, açıklaması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
Başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2016 tarihli ve 2016/237 Esas, 2016/487 Karar sayılı kararının, gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.06.2024 tarihinde karar verildi.
Hükme iştirak eden Başkan Vekili ...'ün 30.08.2024 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232 nci maddesinin beşinci fıkrasına istinaden düşülen işbu şerhin altı imzalanmıştır.