Mahkumiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul 91. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.01.2015 tarihli ve 2014/640 Esas, 2015/55 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

2. İstanbul 91. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.01.2015 tarihli ve 2014/640 Esas, 2015/55 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 21.10.2020 tarihli ve 2018/2410 Esas, 2020/6084 Karar sayılı kararı ile; " Sanığa isnat edilen ve üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 19.08.2020 tarihinde, 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 25.06.2020 tarihli, 2020/16 esas, 2020/33 sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarihli, 7188 sayılı Kanunu’nun 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin, aynı bentte yer alan “basit yargılama usulü” ibaresi bakımından Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması nedeniyle, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması " gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2021 tarihli ve 2020/538 Esas, 2021/106 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanmasına takdiren yer olmadığına karar verilerek, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

Sanık, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğini belirterek hükmü temyiz etmiştir.
Cumhuriyet Savcısı, atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığından, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğini belirterek hükmü temyiz etmiştir.

Sanığa isnat edilen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olması ve 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu nedeniyle hukuka aykırılık bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 42. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2021 tarihli ve 2020/538 Esas, 2021/106 Karar sayılı kararına yönelik sanığın ve Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.06.2024 tarihinde karar verildi.