Davanın reddine
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı ..., 15.06.2010 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; tapuda orman vasfıyla 11.930,45 metrekare yüzölçümlü olarak Hazine adına kayıtlı Balıkesir ili Burhaniye ilçesi ... Mahallesi 216 ada 73 parsel sayılı taşınmazda tahminen 5000 m2 miktarındaki yerin kendisine ait olduğunu, uzun yıllardır zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen, davanın kabulüne; 216 ada 73 parselin tapu kaydının iptali ile 18.06.2013 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 5523,89 m2'lik kısmın tarla vasfı ile aynı ada son parsel numarası verilerek davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın kalan kısmının orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 216 ada 72 parselin tapu kaydının iptali ile 18.06.2013 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1593,30 m2'lik kısmın tarla vasfı ile aynı ada son parsel numarası verilerek davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın kalan kısmının orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline ilişkin önceki hükmün, davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 23.02.2015 tarihli ve 2015/781 Esas, 2015/851 Karar sayılı ilamıyla; "Mahkemece verilen kararın usûl ve kanuna aykırı olduğu, somut uyuşmazlıkta; çekişmeli 216 ada 73 parselin dayanağı olan 08/01/2001 tarih 1 sıra numaralı tapu kaydının, tescil hükmü ile oluştuğu anlaşılan Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/346 Esas, 1998/465 Karar sayılı dosyasındaki 13/10/1998 tarihli orman bilirkişi raporunda, taşınmaz üzerinde 70 - 120 yaşlı ve bu ağaçların tohumlarından oluşan 15 - 30 yaşlı karaçam ağaçları bulunduğunun, taşınmazın 223 nolu orman bölmesindeki karaçam ormanın bir parçası olduğunun, tarıma elverişli olmadığının, toprağının orman toprağı ve taşınmazın orman olduğunun bildirildiği ve mahkemece yapılan yargılama sonucunda orman olarak tesciline karar verildiği ve kararın kesinleştiğinin anlaşıldığı, Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1997/346 Esas, 1998/465 Karar sayılı dosyasında davalı olan ... ve ... ile eldeki dosyanın davacısı ... arasında akdî veya irsî bir irtibat bulunup bulunmadığının araştırılmadığı, yapılacak araştırma sonucunda, akdî veya irsî bir irtibat bulunduğu anlaşılır ise o takdirde, eldeki davanın tarafları arasında Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin anılan dosyasının kesin hüküm teşkil edeceği ve tarafları bağlayacağı, böyle bir irtibat bulunmaması durumunda ise kararın taraflar arasında kesin delil teşkil edeceği gözönüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, ayrıca, 216 ada 72 parsel sayılı taşınmaza yönelik, usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı ve eldeki davada da davalı gösterilmediği halde, 216 ada 72 parsel hakkında da karar verildiği, ancak 216 ada 72 sayılı parselin dava konusu olmadığının anlaşıldığı, talep aşılarak 216 ada 72 sayılı parsele ilişkin hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu " gerekçesiyle, bozulmasına karar verilmiş; bozma ilamına karşı davacı vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 08.02.2016 tarihli ve 2016/843 Esas, 2016/1244 Karar sayılı ilamıyla; "Davacı vekilinin 216 ada 72 parsele yönelik karar düzeltme isteminin reddine karar verildikten sonra, 216 ada 73 parsele ilişkin bozma ilamına yönelik karar düzeltme istemi yönünden, mahkemece, dava konusu 216 ada 73 sayılı parselin krokide (B) harfi ile gösterilen 5.523,89 m² yüzölçümlü bölümünün orman sayılmayan yer olduğu gerekçesiyl, davacı ...’in davasının kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, dava konusu taşınmazın tespitine esas tapu kaydının tescil ilamı ile oluştuğu, ancak, mahkemece 08 Ocak 2001 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydının oluşumuna esas tescil krokisi ölçekli olduğu halde davaya konu yerin tescil krokisi kapsamında kalıp kalmadığının yöntemince belirlenmediği, bundan başka, taşınmazın tescil krokisi kapsamı dışında kalması ve eski tarihli resmî belgelerde de orman sayılmayan yer olmasının davacı adına tescil için yeterli sebep de olmadığı, tespit tarihinden geriye doğru 15 - 20 yıl öncesi hava fotoğraflarının da incelenerek zilyetlik şartlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesinin gerektiği, ancak, somut olayda, mahkemece anlatılan biçimde bir araştırma ve inceleme yapılmadığı açıklanarak, Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/346 Esas, 1998/465 Karar sayılı kararına dayanak tescil krokisi ile çekişmeli taşınmaz ve çevresini gösteren paftanın ölçekleri eşitlenip, birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle zemine uygulanması, taşınmazın tamamen veya kısmen ise hangi bölümlerin kesinleşen tescil krokisi kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi, taşınmazın tamamen tescil krokisi kapsamında kaldığı belirlendiği takdirde, Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/346 Esas, 1998/465 Karar sayılı dosyasında davalı olan ... ve ... ile eldeki davanın davacısı ... arasında akdî veya irsî bir irtibat bulunuyorsa davanın kesin hüküm nedeniyle, irtibat bulunmaması durumunda ise tescil ilamının kesin delil teşkil edeceği gözönüne alınarak davanın reddine karar verilmesi, yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın tamamen veya kısmen tescil krokisi kapsamı dışında kaldığı belirlendiği takdirde ise, bu kez taşınmazın tamamı tescil krokisi kapsamı dışında ise tamamı veya kısmen tescil krokisi kapsamında ise, tescil krokisi kapsamı dışında kalan bölümü yönünden usulüne uygun bir şekilde orman ve zilyetlik araştırması yapılması gereklerine ve kabule göre de, davaya konu 216 ada 73 sayılı parselin tapuda orman vasfıyla Hazine adına kayıtlı olmasına rağmen, parselin kabul kararına esas krokide (B) harfi ile gösterilen 5523,89 m² yüzölçümlü bölümü dışında geriye kalan bölümü hakkında tescil kararı verilerek mükerrer tapu kaydı oluşturulmuş olmasının ve mükerrer olarak oluşturulan tescil kararında da ' orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline ' denileceği yerde ' orman vasfıyla Burhaniye Hazinesi adına ' denilerek tescil hükmü kurulmasının isabetsizliğine " değinilerek, hükmün 216 ada 73 parsel yönünden değişik gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/346 Esas, 1998/465 Karar sayılı dosyasında davalı olan ... ve ... ile eldeki dosyanın davacısı ... arasında akdî veya irsî bir irtibat bulunmadığının anlaşıldığı, fen bilirkişisinin 02/09/2019 havale tarihli raporunda belirtildiği üzere davaya konu taşınmazın 5.523,89 m2 yüzölçümüne sahip kısmının tescil krokisi ile 08/01/2001 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydının dayanağı olan Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 10/12/1988 tarihli ve 1997/346 Esas, 1998/465 Karar sayılı ilamı ile 13/10/1998 tarihli kroki kapsamında tamamen kaldığı, Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/346 Esas, 1998/465 Karar sayılı kararında dava konusu yerin orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verildiği, bu kararın kesinleştiği ve eldeki dosya için kesin hüküm teşkil ettiği ve tarafları bağladığı " gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olup, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1968 yılında seri bazda yapılan orman kadastrosunun, daha sonra 1977 yılında yapılan aplikasyon ve 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanunla değişik 2. madde uygulamasının, 1988 yılında yapılan aplikasyon ve 3302 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulamasının mevcut olduğu, genel arazi kadastro çalışmasının ise 2007 yılında yapılıp 08.2007 - 17.09.2007 tarihleri arasında ilân edildiği anlaşılmaktadır.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davacı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ancak; davacının, dava konusu ettiği 216 ada 73 orman parselinin içinde kalan ve hükme esas 02.09.2019 havale tarihli fen bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 5.523,89 metrekarelik kısmın, mahalli bilirkişi beyanları ile fen bilirkişinin raporu doğrultusunda 216 ada 73 parsele kadastro tespiti sırasında uygulanan 08.01.2001 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı ve anılan orman vasıflı tapu kaydının ise Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/346 Esas, 1998/465 Karar sayılı tescil ilamı sonucu oluştuğu anlaşılmaktadır. Söz konusu tescil istemli davada, davacı Hazine, ilgili kamu kuruluşlarının yanında ... ve ... 'i de davalı olarak göstermiş ve her ne kadar önceki bozma ilamında, Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesince verilen kararın somut olay bakımından, kesin hüküm mü yoksa kesin delil mi teşkil ettiğinin belirlenmesi açısından, bu kişilerin eldeki davanın davacısı ile akdi ve ırsi ilişkisinin mevcut olup olmadığının araştırılması istenmiş ise de, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu' nun 713/3 ncü maddesinin " Tescil davası, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır " hükmü gözetildiğinde, tescil davalarında, tescili istenen taşınmazın gerçek kişiler adına tapu kaydının bulunması halinde ancak gerçek kişilere husumet yöneltilebileceği, bu durum dışında gerçek kişilerin davada taraf gösterilmesinin onlara taraf sıfatı kazandırmayacağı ve yukarıda belirtilen Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/346 Esas, 1998/465 Karar sayılı tescil istemine ilişkin dava dosyasında böyle bir durumun söz konusu olmadığı, bu nedenle, davacı Hazine tarafından, ilgili kamu kuruluşlarının yanında ... ve ... ' inde davalı olarak gösterilmiş olmasının bu kişilere taraf sıfatı kazandırmayacağı, bu durum karşısında, tescil ilamı sonucu oluşan tapu kaydı kapsamında kalan çekişmeli taşınmazın orman olduğu hususunun, somut uyuşmazlıkta, davacı taraf aleyhine kesin hüküm değil, kesin delil teşkil edeceğinin kabulü gerekmektedir.
Öte yandan, İlk Derece Mahkemesince bozma ilamı doğrultusunda araştırma yapılarak, davacı ile tescil davasında davalı olarak gösterilmiş olan ... ve ... arasında, akdi ve ırsi ilişki bulunmadığı belirlenmiş olmasına rağmen, söz konusu tescil ilamının davacı açısından kesin hükümteşkil ettiğinin kabulü de isabetsizdir.
Nihai olarak; tescil ilamı sonucu oluşan dayanak tapu kaydının, dava konusu edilen taşınmaz bölümünü kapsadığı, bu doğrultuda, çekişmeli yerin orman olduğunun belirlendiği tescil ilamının eldeki dava yönünden kesin delil oluşturduğu, kaldı ki; tescil davasında 1998 yılında yapılan keşifte taşınmaz üzerinde tabii olarak yetişmiş, iki tabakalı karaçam meşceresinin mevcut olduğu, 70 - 120 yaşlarında yaşlı karaçamların seyrek olarak dağıldığı, bu ağaçların tohumlanması sonucu alt tabakada 2 kapalılığında 15 - 30 yaşlarında genç karaçamların sahayı kapladığı, taşınmazın orman toprağı olduğu ve üzerinde tarım yapıldığına dair emare bulunmadığı da saptanmış olup, böylelikle, dava konusu taşınmazın 1998 yılındaki durumu ile kadastro tespit tarihi olan 2007 yılı dikkate alındığında, davacı lehine, imar - ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının da oluşmadığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/346 Esas, 1998/465 Karar sayılı tescil ilamının eldeki dava yönünden kesin delil teşkil ettiği ve böylelikle dava konusu edilen yerin orman olmasının yanında davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucunda anılan tescil ilamının eldeki dava yönünden kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle reddine karar verilmesi isabetsiz olup, bu husus bozmayı gerektirmekte ise de, ret kararının sonucu itibariyle doğru olduğu ve gerekçedeki söz konusu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının, gerekçesinin düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin açıklanan şekilde DÜZELTİLMESİ SURETİYLE ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolunun kapalı bulunduğuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.