Mahkumiyet
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre rüşvet vermeye teşebbüs suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve vekilinin 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce katılma talebini içerir dilekçe sunması karşısında, 3628 sayılı Yasa’nın değişiklik öncesindeki 18/2. maddesi hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığına, hakaret suçu yönünden ise Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95,2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma ... vermeyeceği, bu nedenle sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin katılma ... olmadığı, bu itibarla hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca Hazine vekilinin katılma ve vekalet ücretine ilişkin temyiz isteminin REDDİNE, incelemenin sanığın her iki suçtan verilen mahkumiyet hükümlerine, katılan Hazine vekilinin ise rüşvet vermeye teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik vekalet ücretine münhasır temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
1-Sanık hakkında kamu görevlisine alenen hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığa yüklenen hakaret suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125/3-a ve 4. madde ve fıkralarında öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesine göre 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 15.05.2014 tarihli mahkumiyet hükmü ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321/1. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2-Sanık hakkında rüşvet vermeye teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Kovuşturma aşamasında katılma talebi bulunmayan ve davaya katılmasına da karar verilmeyen Hazine lehine kanun yolu muhakemesinde vekalet ücreti hükmedilmesine yasal olanak bulunmamış, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanması ile ilgili Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün bulunmuş, gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 10.07.2012 yerine 21.06.2012 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiş, 10.07.2012 olan suç tarihinin hatalı olarak 21.06.2012 şeklinde kabulüyle 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 252/4. maddesi yerine uygulama imkanı bulunmayan aynı Kanun'un 35. maddesi tatbik edilmek suretiyle eksik ceza tayini ile yazılı şekilde uygulama yapılması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, yapılan yargılama göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, yerinde görülmeyen sanığın temyiz itirazlarının reddiyle eleştirilen hususlar dışında usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA 10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.