Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.03.2016 tarih ve 2015/168 E. - 2016/304 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalılar ... ve ...'ın Tasfiye Halinde Alfa Temizlik Personel ve Danışmanlık Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. ve Tasfiye Halinde Alfa Güvenlik Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.'nin eski ortakları olduğunu, bu şirketlerin davacı kuruma muhtelif borçlarının bulunduğunu, adı geçen davalıların bu borçlardan kurtulmak maksadı ile muvazaalı olarak Tasfiye Halinde Alfa Temizlik ... Şti.'deki hisselerini davalılardan ... ve Serdar Can'a devrettiklerini, Serdar Can'ın da daha sonra hissesini davalı ...'a devrettiğini, yine Tasfiye Halinde Alfa Güvenlik ... Şti.'deki hisselerini davalılardan ... ve ...'a devrettiklerini belirterek, bu devir işlemlerine ilişkin noterde düzenlenen pay devir ve intikal sözleşmeleri ile bu sözleşmelere muvafakat edildiğine ilişkin ortaklar kurulu kararlarının muvazaa nedeniyle iptallerine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, aynı konuda kesinleşmemiş dava bulunduğunu, dava konusu şirketlere husumet yöneltilmesi gerektiğini, devrin borçtan kurtulmak amacı ile yapılmadığını belirterek davanın müvekkilleri yönünden reddini savunmuştur.
Davalılar ..., ... ve ...'a usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacının Tasfiye Halinde Alfa Temizlik Personel ve Danışmanlık Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi'nin 24/02/2010 tarihli pay devrine ilişkin sözleşmesi ile bu devir ve intikal sözleşmesine muvafakat edildiğine dair 11/03/2010 tarih ve 2010/3 sayılı ortaklar kurulu kararının muvazaa nedeniyle iptaline ilişkin davada pasif husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiği, hisse devrine ilişkin ortaklar kurulu kararının iptali davasının münhasıran şirkete karşı açılması gerektiği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle 6138 sayılı Kanun’un 35/1 maddesi uyarınca limited şirketlerin kamu borçlarını ödeyemeceğinin anlaşılması nedeniyle davanın limited şirket hissesini devreden ve devralanlara yöneltildiğinin iddia ve ifade edilmiş olması, bununla birlikte maddenin 2. fıkra hükmü uyarınca devir işlemlerinin kamu borçlarının doğduğu tarihten sonra gerçekleşmiş olduğu, bu durumda söz konusu kamu borçlarından şirket hisselerini devreden ve devralan ortakların müteselsilen sorumlu olduklarının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz eden davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 14/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.