Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekili, kooperatif ortağı olan davalı hakkında ödemekle yükümlü bulunduğu ortak gider aidatı ve faizleri için takip başlattıklarını, davalı hakkında başlatılan takipte mevcut kalemlerin davalının üyeliği süresince işlemiş alacaklar olduğunu, takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iki yıllık aidatın peşin 2.500,00 TL olarak alınması kararının genel kurulda reddedildiğini, sonradan kendi aralarında toplanarak bu kararı aldıklarını, bu kararın resmi toplantı olmadan alındığından geçersiz olduğunu, oylamada rededilen maddelerin sanki kabul edilmiş gibi tutanak tutulmasının suç olduğunu, kooperatifin kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 31/03/2013 tarihli genel kurulda ortakların şahsi sorumluluğunu artıran iki yıllık aidatın peşin ödenmesi kararın tüm ortakların ¾ rızasıyla alınmadığı, mutlak butlanla batıl olduğu, bu karara istinaden davacı kooperatif davalıdan 2500,00 TL alacak talebinde bulunamayacağı; 29/04/2012 tarih ile 31/03/2013 tarihli genel kurullarda 2013 yılının mayıs ayına kadar üyelerin ödemekle yükümlü olduğu ortak gider aidatının 250,00 TL olarak belirlendiği, davalının 2013 yılının maysı ayına ilişkin ödemekle yükümlü olduğu 250,00 TL ortak gider aidatı borcu ile 6,43 TL işlemiş faiz borcu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 81/2 maddesi uyarınca tasfiye haline girmiş kooperatiflerde çıkma veya çıkarılma halinde ortağın konutu geri alınamaz ancak bu kişilerin tasfiye masraflarına katlanması gerekir. Davalının kooperatif bağımsız bölümünü aldıktan sonra istifa ettiği sabittir. Ancak 31.03.2013 tarihli genel kurul kararı uyarınca tasfiye payı olarak nitelendirilebilecek bu ödemenin genel kuruldan ¾ çoğunlukla kabulüne gerek yoktur. Davalının bu masrafa katılması kanun hükmü gereğidir. Bu gerekçe ile davalının ödemesi gereken miktarın belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA,peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 20.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.