Davanın reddine

Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Hukuk Genel Kurulunca İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Dava konusu Siirt ili Merkez ilçesi Sağlarca Köyünde tapulama çalışmalarının 766 sayılı yasaya göre 1982 yılında yapıldığı, Kadastro Müdürlüğü yazı cevabında dava konusu taşınmazın hangi nedenle tescil harici bırakıldığının bilinemediği, 10.10.2016 tarihinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek-5 ve Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan çalışma neticesinde 107 ada 3 parselin, 73.152 m2 yüzölçümüyle, susuz tarla vasfıyla tespit edilip, Siirt Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/619 esasında davalı olduğu gerekçesiyle malikhanesi boş bırakılarak tutanak aslı Siirt Kadastro Mahkemesi'ne gönderilmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Siirt ili, Sağlarca köyü sınırları dahilinde bulunan Berribilof Mevkii diye tabir edilen ve yaklaşık 75 dekarlık bir arazi olan taşınmazın 50-60 yılı aşkın bir süreden beri müvekkili ve kardeşi ... ... tarafından kullanıldığını, müvekkil ve kardeşi ... ... adına kayıtlı 11.04.1980 tarih 103 sıra nolu tapu senedinin kapsadığı alanın tespit dışı kaldığını, kardeşlerin kendi aralarında yaptıkları fiili taksim sonucunda dava konusu taşınmazın tümünün müvekkile kaldığını ve 30-35 yıla yakın müvekkilinin tek başına fıstık bahçesi olarak işletip kullandığını belirterek taşınmazın tamamının müvekkil adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, Mahkemece yapılan yargılama sonunda; "davanın kabulüne, bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 70.909,23 metrekare yüzölçümlü taşınmazın davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.09.2013 tarihli ve 2013/7360 Esas, 2013/9177 Karar sayılı kararı ile; "Davacının dayanak tapu kaydının getirtilmesi, imar-ihya araştırması yapılması, yöntemine uygun zilyetlik araştırması yapılması gerektiği, dava tarihinden 20-30 yıl öncesine ait hava fotoğrafı incelemesi yapılması gerektiği, komşu parsel tutanakları ve dayanak belgeleri getirtilerek zemine uygulanması, taşınmazın etrafında dere bulunması nedeniyle 1 jeoloji, 1 jeodezi ve 3 ziraat bilirkişisi nezdinde yeniden keşif yapılması ve taşınmazla ilgili başkaca dava açılıp açılmadığının araştırılması gerektiği" gerekçeleriyle bozma kararı verilmiş, Mahkemece bozmaya karşı direnilerek yapılan yargılama sonunda aynı şekilde karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.11.2017 tarihli ve 2017/16-466 Esas, 2017/1358 Karar sayılı ilamı ile; "İlk hükmü temyiz etmeyen davalı ... İdaresi vekilinin direnme kararını temyizde hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan reddine, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yönünden; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu" gerekçesiyle bozma kararı verilmiş, bozma sonrası Siirt 1. Asliye Hukuk Mahkemesince; dava konusu taşınmazlara ilişkin kadastro tutanağı düzenlendiği, tutanaklara itiraz üzerine Kadastro Mahkemesine dava açıldığı ve bu durumun Siirt Kadastro Mahkemesinin 15.08.2017 tarih ve 2017/415 muh. sayılı yazısıyle mahkememize bildirildiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosya Siirt Kadastro Mahkemesi'ne devredilmiştir.

Siirt Kadastro Mahkemesi kararında; "Her ne kadar keşifte uygulanan tapu kaydı fen raporunda değerlendirilmese de tapu ve zilyetlikle ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu göz önünde bulundurularak usul ve yasaya uygun bilirkişi raporlarının hükme esas alınarak; Davacı ... Mirasçıları ve birleşen dosya davacısı ... tarafından açılan davaların ayrı ayrı reddi ile, dava konusu Siirt ili Merkez ilçesi Sağlarca köyü 107 ada 3 numaralı parsel ile Kadastro tespiti yapılan taşınmaz hakkında tutanakların boş olan malik hanesinin Orman Vasfı İle ... adına doldurulması suretiyle Maliye adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ve davalı Hazine vekilince temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.