Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR

1.Sanık hakkında cinsel saldırı ve hakaret suçlarını işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102/1, 125/1-3-a, 4 ve 53. maddeleri uyarınca açılan kamu davasının, yapılan yargılaması sonucunda Karaman 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.02.2016 tarihli ve 2014/618 Esas, 2016/117 Karar sayılı kararı ile, sanığın; cinsel saldırı ve hakaret suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223/3-a maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 16.09.2020 tarihli ve 14-2016/227964 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

Katılan Vekilinin Temyiz İsteği
Sanığın mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde hüküm kurulmasının ve katılan lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesinin hatalı olduğuna ilişkindir.

1.Olayın oluş şekli, katılan beyanı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın katılana yönelik cinsel duygularını tatmin amacıyla mağdurenin bacaklarını ve kalçasını elleme şeklindeki eyleminin; ani, kısa süreli ve kesintili gerçekleşmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 102/1-2. cümlesinde düzenlenen sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunu oluşturduğu anlaşılmıştır.

2. Sanığın yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 102/1-2. cümle ve 125/1-3-a, 4. maddeleri uyarınca belirlenecek cezaların türleri ve üst hadlerine göre aynı Kanun’un 66/1-e ve 67/3,4. maddeleri gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

3.Aynı Kanun’un 67/2-d maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 27.03.2015 tarihli sorgusundan temyiz incelemesi tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu belirlenmiştir.

4.Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Karaman 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.02.2016 tarihli ve 2014/618 Esas, 2016/117 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.06.2024 tarihinde karar verildi.