SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.02.2007 tarih 5/46-39 sayılı kararında da açıklandığı üzere, mahkemece 5271 sayılı CMK'nin 232/6 ncı maddesi uyarınca başvurulması olanaklı yasa yolunun, süresinin, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi zorunlu olup; hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunan sanık ...' a gerekçeli karar, 14.07.2016 tarihinde tebliğ edilirken CMK'nin 35/3 üncü maddesi uyarınca görevli tarafından karar okunup anlatılmak suretiyle tebliğ edilmediğinden sanığın temyizinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.06.2016 tarihli ve 2015/212 Esas, 2016/463 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
2. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesi delâletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 269 uncu maddesi, 62,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
Karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; hükümleri temyiz ettiğine ilişkindir.
1.Suç tarihinde başka bir olay nedeniyle aranan sanığın, ihbar üzerine kolluk görevlilerince yakalandığında şikayetçi adına düzenlenmiş üzerinde kendi fotoğrafı bulunan sahte sürücü belgesini ibraz ederek kendisini şikayetçinin ismiyle tanıttığı, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarının uzmanlık raporunda suça konu belgenin tamamen sahte olduğunun, aldatma niteliğinin bulunduğunun bildirildiği, duruşmada suça konu belge üzerinde yapılan gözlemde belgedeki sahteciliğin aldatma niteliğini haiz olduğunun anlaşıldığı, böylece sanığın atılı suçları işlediği iddia ve kabul olunmuştur.
2.Sanık aşamalarda değişen savunmalarında atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, tevil yollu beyanları, kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarının uzmanlık raporu, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından sanığın atılı suçları işlediği kanaatine varılarak temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
3.Suça konu belge aslının adli emanete alındığı anlaşılmıştır.
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.Gerekçeli karar başlığında "Resmi Belgede Sahtecilik" suçunun yazılmamış olmasının, mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2.5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3.Adli emanetin 2015/6449 sırasında kayıtlı suça konu sahte sürücü belgesinin dosyada delil olarak saklanması yerine, 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi gereğince zoralımına karar verilmesi isabetsizliğinin Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların düzeltilen husus dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması gerekir. Somut olayda; başka bir suç nedeniyle ihbar üzerine yakalanan sanığın kolluk görevlilerince yakalandığında şikayetçi adına düzenlenmiş üzerinde kendi fotoğrafı bulunan sahte sürücü belgesini ibraz ettiği ancak kolluk güçlerinin sanığı tanımaları nedeniyle tutanağın gerçek kimlik bilgilerine göre düzenlenip tüm soruşturma işlemlerinin buna göre yapıldığının anlaşılması karşısında; atılı suçun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine hükmedilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuş,
2. Kabule göre de;
Sanığa isnat edilen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda; hükümden sonra 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan "kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış" ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde hukuki zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiştir.
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) kısmında açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.06.2016 tarihli ve 2015/212 Esas, 2016/463 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan "İstanbul Anadolu Emanet Memurluğunun 2015/6449 sırasında kayıtlı 1 adet sürücü belgesinin TCK nın 54.Maddesi gereğince zoralımana" ibaresinin kaldırılarak yerine "İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanetinin 2015/6449 sırasında kayıtlı suça konu sürücü belgesinin dosyada delil olarak saklanmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) kısmında açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.06.2016 tarihli ve 2015/212 Esas, 2016/463 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.06.2024 tarihinde karar verildi.