Dava dilekçesinde kira parasının 02.03.2011 gününden başlayarak aylık, 250 TL olarak tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü ile 500 TL olarak tespiti cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, 2010 yılına ait kira parasının tespit edilmesini talep etmiş, mahkemece; endekse göre aylık 169 TL, emsallere göre 500 TL olması gerektiğinin tespitine karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiş, Dairemizin 27.09.2011 tarihli kararı ile “HUMK'nın 388.maddesine aykırı olacak şekilde taraflara bahşedilen vazife ve haklarda tereddüt olamayacağından terditli karar verilmesinin yanlış olduğu, ayrıca davalının kira başlangıç tarihinin araştırılarak yeni kiracı ise ÜFE'ye göre, eski kiracı ise yeniden keşif yapılarak, emsal kira sözleşmeleri de incelenerek hak ve nesafete göre karar verilmesi” gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiş, mahkemece; bozma kararına uyulmuş olmasına rağmen, bozma gerekleri yerine getirilmeden, yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadan ilk celsede aylık 500 TL kira parasının tespitine karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Davalının, davacı idareye ait iş merkezinde 1990 yılından beri kiracı olduğu anlaşıldığından, 18.11.1964 gün ve 2/4 sayılı YİBK ve yerleşik Yargıtay uygulanmalarına göre kira parasının “hak ve nesafet” ilkesine göre tespit edilmesi gerekir. Bunun için öncelikle tarafların tüm delilleri, varsa emsal kira sözleşmeleri aslı veya onaylı örnekleri dosyaya alınmalı, mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişi marifetiyle kiralanan taşınmaz ve taraf emsalleri tek tek görülüp incelenmeli, böylece dava konusu taşınmaz ile konumu, çevresi, niteliği, kira başlangıç tarihi gibi kira parasına etki eden tüm nitelikleri karşılaştırılarak, dava konusu taşınmazın yeniden kiraya verilmesi halinde getirebileceği kira parası belirlendikten sonra hakim tarafından hak ve nesafete uygun kira parasının tespitine karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan yönteme uygun araştırma yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, HUMK'nın 74. maddesine aykırı olacak şekilde talepden fazlaya karar verilmesi de doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.