Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Sincan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.02.2014 tarihli ve 2012/662 Esas, 2014/62 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Sincan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.02.2014 tarihli ve 2012/662 Esas, 2014/62 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 14.06.2017 tarihli ve 2017/12848 Esas, 2017/15239 Karar sayılı kararıyla özetle, eylem yönünden uzlaştırma hükümlerinin uygulanabilir hâle geldiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Ankara Batı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.10.2018 tarihli ve 2017/454 Esas, 2018/784 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği; meselenin hukukî ihtilaf niteliğinde olduğuna, suçun unsurlarının oluşmadığına, hükmün bozulmasına ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi talebine ilişkindir.

1. Sanığın, Başkent Oto Sanayi'de oto praktiker adlı iş yerinde çalıştığı sırada aynı sanayide Opel servisinde çalışmakta olan katılan ile arkadaşlık kurduğu ve Anadolu Sigortada perte çıkmış araç alımı için şifresi olduğunu ve buradan perte çıkmış araç alabildiğini isterse kendisine de bu tip araçlardan alabileceğini söyleyerek katılanı kandırdığı ve sanayi sitesi 10. Cadde Şaşmaz adresinde ... Oto kurtarma araçları isimli yerde 06 ... 15 plakalı Corsa C 3 Marka kazalı aracı katılana gösterdiği ve 6.000,00 TL'ye anlaştıkları, katılanın 3.000,00 TL'yi 05.10.2012 tarihinde sanığın bildirdiği hesaba, bir hafta sonra aracı teslim alacağı düşüncesiyle yatırdığı, ancak sanığın söz konusu aracı teslim etmediği gibi geri ödemede de bulunmadığı anlaşılmıştır.

2. Sanık suçu ikrar etmiştir.

3. Katılanın aşamalardaki beyanları istikrarlıdır.

4. Anadolu Sigorta Genel Müdürlüğünün, sanık adına adına pert araç satın alma veya şifre tanımlaması yapılmadığına ve Garanti Bankasının, katılan tarafından havale edilen hesabın sanığa ait olduğuna ve 05.10.2012 tarihinde katılan tarafından 2.975,00 TL tutarında havale yapıldığına dair cevabi yazılar dava dosyasında mevcuttur.

5. Mahkemece taraflar arasında 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereği uzlaştırma yoluna gidildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı, dava dosyasında bulunan Uzlaştırma Raporu'ndan anlaşılmıştır.

6. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.

1. Sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 23.01.2018 tarihli ve 2017/12-463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca da bu hususun infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşıldığından bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Batı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.10.2018 tarihli ve 2017/454 Esas, 2018/784 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.06.2024 tarihinde karar verildi.