Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı tutularak 10.000 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Islah dilekçesi ile müddeabihin artırılmıştır. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde taraflar ve vekilleri gelmediler. Evrak üzerinde inceleme yapılarak işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dilekçesi ile; tarafların murisi ...'in 14.03.2005 tarihinde vefat ettiğini, (bahçeli iki ahşap ev ve kargir ahır ve dükkan cinsindeki) dava konusu taşınmazın iştirak halinde mirasçılara kaldığını; davalıların, murisin ölümünden sonra taşınmazın bir dairesinde kendilerinin oturduğunu, giriş kat daireyi ise kiraya verdiklerini; davacının hissesine karşılık ise, kira bedeli ödemediklerini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hak saklı tutularak, 10.000 TL ecrimisilin 14.03.2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Islah dilekçesi ile müddeabihin 19.191,00 TL'ye yükseltilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların, 14.03.2005 tarihinden itibaren ecrimisil talep ettiklerini; oysa, daha önce açılan davada; mahkemenin, bu isteği yerinde görmeyerek ihtarname tarihinden önce intifadan men hususunda bir delil bulunmadığından talebi redddettiğini; keza, 30.03.2007 ile 13.03.2008 tarihleri arasındaki döneme ilişkin ecrimisilin mahkemece hüküm altına alınıp tahsil edildiğini; ayrıca, 13.03.2008 tarihinde ortaklığın giderilmesi davası açılınca zemin kattaki dairenin boşaltıldığını ve burası için de ecrimisil istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın ıslah talebide dikkate alınarak kabulü ile, 19.191,00 TL ecrimisil bedelinin 14.03.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm süresinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davada, iştirak halinde bulunan taşınmazın davalılar tarafından kullanıldığı ve kiraya verildiği iddia edilerek; murisin ölüm tarihi olan 14.03.2005 tarihinden itibaren ecrimisil istenilmiş, mahkemece de; 14.03.2005 tarihinden dava tarihine kadar geçen süre için ecrimisile hükmedilmiştir. Ne var ki, taraflar arasında, daha önce görülüp sonuçlanan Eyüp 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/450 Esas sayılı dava dosyasında; davalı ... hakkındaki davanın, intifadan men gerçekleşmediğinden reddine karar verilmiş, davalı ... hakkındaki davanın da (ihtarname tarihinden) 30.03.2007 tarihinden sonrası için intifadan men gerçekleşmiş olduğu belirtilerek, dava tarihine kadar geçen dönem için ecrimisil hesabı yapılmıştır. Bu durumda davacı, iş bu davada; ancak Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen davanın dava tarihinden (13.03.2008 tarihinden) sonrası için ecrimisil talebinde bulunabilir. Mahkemece, 14.03.2005 tarihinden geçerli olacak şekilde ecrimisile hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Öte yandan, HUMK.'nun 179. maddesinde dava dilekçesinin neleri ihtiva etmesi gerektiği açıklanmıştır. Dava dilekçesinde, yalnızca 10.000 TL ecrimisil talep edilmiş, bu miktar ıslahla 19.191,00 TL'ye çıkartılmıştır. Oysa, dava konusu taşınmaz, zemin+iki katlı olup, kullanan veya kiraya veren kişiler de birden fazladır. Hangi bağımsız bölümün hangi davalı tarafından kullanıldığı ve ne miktar ecrimisil talep edildiği dilekçesinden anlaşılamamaktadır. (HUMK'nun 75/2.maddesine) 6100 sayılı HUMK'nın 31. maddesine göre “Hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.”
Mahkemece, hangi davalının nereyi ne şekilde kullandığı ve kiraya verdiği, ne kadar ecrimisil bedeli istendiği davacı tarafa açıklattırılmalı, ıslah talepleri de buna göre açıklattırıldıktan sonra, davalıların savunmaları da gözetilerek bilirkişilerden bu doğrultuda bir rapor alınmalı ve sonucu dairesinde hüküm kurulmalıdır.
Bundan ayrı, HUMK'nun 389. maddesine göre “ Verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddütü mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır.“ Hükümde, ecrimisil bedelleri dönemler halinde gösterilmemiş olduğu gibi, ecrimisil davalarında her dönem için dönem sonlarından (tahakkuk tarihlerinden) faize hükmedilmesi gerekirken, hükmedilmemiş olması da doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.9.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.