Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.11.2015 tarihli ve 2014/430 Esas, 2015/406 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanığın mağdureye sarılarak boynundan öptüğünün kabulü ile sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan lehe olduğu kabul edilen 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/1-2.cümle, 62 ve 53. maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanığın Temyiz İsteği
Kullandığı ilaçların etkisiyle alkollü olarak görünmesinden ötürü mağdurelerin durumu yanlış yorumladıklarına, halen psikotik bozukluk tanısı ile ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde yatarak tedavi gördüğüne ilişkindir.
1. İddianame ekli duruşma gününü bildirir davetiyenin, sanığın bildirdiği adrese tebliğe çıkarılmasına karşın adresten ayrılma sebebiyle iade olunması karşısında 16.01.2015 tarihli duruşmada ilk defa sanığın sorgusu sırasında okunan iddianame ile sorgu arasında en az bir hafta süre bulunması gerektiği yönündeki 5271 sayılı Kanun’un 176/4. maddesine aykırı davranıldığı gibi duruşmaya ara verilmesini isteme hakkı olduğunun da hatırlatılmaması suretiyle aynı Kanunun 190/2. maddesine aykırı davranılması neticesinde savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Soruşturma ve kovuşturma evresinde majör depresyon tedavisi gördüğü iddiasında bulunan sanığın aynı iddia ile temyiz dilekçesi ekinde 2015 ve 2016 yılları arasında "psikotik bozukluk" tanısı ile yatarak tedavi gördüğüne dair Uludağ Üniversitesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalınca düzenlenen epikriz form suretleri ile aynı sağlık kuruluşuna ait olup sanığın 5327 sayılı Kanun'un 32/1. maddesi kapsamında değerlendirilebileceğine dair 11.01.2016 tarihli sağlık kurulu rapor suretini ibraz etmesi ve güncel sabıka kaydında akıl hastalığı nedeniyle güvenlik tedbiri uygulandığına dair kayıtların bulunması karşısında; 5237 sayılı Kanun’un 32. maddesi gereğince sanığın suç tarihinde işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğini ortadan kaldıran veya bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmasına yol açan bir akıl hastalığı ve yüklenen suç yönünden cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda yöntemince rapor alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi zorunluluğu karşısında temyiz isteği bu yönüyle yerinde görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle; Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanığın temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,10.06.2024 tarihinde karar verildi.