Mahallî mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık müdafiinin, 08.09.2015 tarihinde yüzüne karşı tefhim edilen hükmü 1412 sayılı Kanun'un 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra verdiği 22.09.2015 havale tarihli dilekçe ile temyiz ettiği anlaşıldığından, temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi gereğince REDDİNE, incelemenin katılan vekilinin temyiz istemiyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanığa yüklenen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı Kanun'un 257/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesine göre 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 13.02.2014 tarihli sorgu ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321/1. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE 10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.