Dava dilekçesinde vasiyetnamenin iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacılar vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden Davacılar vek.Av. ... geldi. Aleyhine temyiz olunan Davalı vek.Av.... geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Davacılar dilekçelerinde; babaları ...'in davalı ile 2.evliliğini yaptığını ve düzenlediği vasiyetname ile davalıya muayyen mal vasiyetinde bulunduğunu; davalının, murisin hulus ve saffetinden yararlanarak bu vasiyetnameyi düzenlettirdiğini ve miras hukuku yönünden muvazaalı olarak, mahfuz hisselerinden mal kaçırmayı hedeflediğini ileri sürerek; vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili, talebin zamanaşımına uğradığını belirterek, hukuki mesnedden yoksun davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; "Vasiyetnamelerin ehliyetsizlik, irade sakatlığı, hukuka ahlaka aykırılık ve şekle aykırılık sebebiyle iptali talep edilebilir. Ölüme bağlı tek taraflı irade açıklaması niteliğinde olan vasiyetnamelerin muvazaa sebebiyle iptali istenemez. Vasiyetname hakkında muvazaa iddiası ileri sürülemez. Sonuçta sabit olmayan ve ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Gerekçesiyle" davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, davacılar dilekçelerinde; vasiyetnamenin, mahfuz hisseye tecavüz amacıyla yapıldığını iddia etmektedirler.
HUMK'nun 76.maddesi uyarınca, dayanılan olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ise hakime aittir.
Dava dilekçesinde, mahfuz hisseye tecavüz bulunduğu belirtilerek işlemin iptali istenmiş olduğuna göre; tenkise ilişkin talep de bulunduğu gözönünde bulundurulmak suretiyle karar verilmesi gerekmektedir.
O halde, mahkemece; TMK'nun tenkise ilişkin hükümleri doğrultusunda ayrıca inceleme ve araştırma yapılarak sonucu doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 825 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine
ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.