Sanıklardan ... hakkında görevi kötüye kullanma ve sahtecilik suçlarından beraat, ... hakkında sahtecilik suçundan beraat
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre sanıklara atılı suçlardan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Adalet Bakanlığı ile zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar gören Hazinenin kanun yoluna başvurma haklarının bulunması ve hükümlerin vekilleri tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususları karşısında, 3628 sayılı Yasa'nın değişiklik öncesindeki 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca zimmet suçu yönünden Hazinenin başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek davaya katılan olarak kabulüne, Adalet Bakanlığı vekilinin 22.05.2020 tarihinde tebliğ edilen hükümleri bir haftalık yasal temyiz süresinden sonra verdiği 30.11.2020 tarihli dilekçe ile temyiz ettiği anlaşıldığından temyiz talebinin, keza kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan, bu nedenle bahse konu suçtan verilen hükümleri temyiz etme ... bulunmadığı anlaşılan Hazinenin bu suçtan kurulan hükümlere yönelik vekili aracılığıyla yapmış olduğu temyiz isteminin, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, incelemenin katılan Hazine vekilinin sanık ... hakkında zimmet suçundan açılan kamu davasında verilen beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla SINIRLI OLARAK YAPILMASINA karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık ... hakkında hüküm fıkrasının (c) bendinde görevi kötüye kullanma suçundan beraat kararı verildiği halde gerekçe kısmında anılan beraat hükmünün zimmet suçundan verildiği belirtilerek hüküm karıştırılmış ise de anılan husus sonuca etkili görülmediğinden bozma sebebi yapılmamıştır.
Sanığa isnat edilen eylemin sübutu halinde 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesinde düzenlenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve bu suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesine göre 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 21.06.2010 tarihli sorgu ile hüküm tarihi arasında bu sürenin gerçekleştiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, katılan Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Kanun'un 322 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE 10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.