Davacı, ücret fark alacağı, ikramiye farkı ile ilave tediye fark alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı avukat tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.

Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir.
Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler.
Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir.
Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmemesi ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemesi, işçinin ücret, sigorta primi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır.
Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenip, düzenlenmediğinin de araştırılması gerekir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir.
Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır.
Somut olayda; davalı iş yerine mühendis olarak 1993 yılında giren davacı işçi,01.01.1997-31.12.2004 tarihleri arasında iş yerinde yürürlükte olan TİS zamlarının kendisine tam uygulanmadığını, 01.01.2005 sonrası da sözleşmenin devamlılığı ilkesine aykırı olarak dönem artışlarının eksik uygulandığı iddiası ile fark ücret ve buna bağlı olarak akti ve yasal ikramiye isteklerinde bulunmuştur.
Davalı iş veren zamanaşımı definde bulunarak tüm artışların usulüne uygun olarak uygulandığını savunmuştur.
Mahkemece istek gibi hüküm kurulmuştur.
Davalı Bakanlık zaman zaman yeni işçi bulabilmek için davacı gibi mühendis veya fakülte mezunu işçiler için, müktesep hak sayılmamak koşulu ile yüksek ücretler uygulamıştır. Hukuk Genel Kurulunun aynı olayla ilgili 11.11.2009 tarih ve 2009/9-438 Esas ve 2009/500 sayılı kararına göre TİS zamlarının bu yüksek ücretler nazara alınmadan uygulanması gerekir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda dört sayfa hesap yapılmasına rağmen davalının uyguladığı ücretlerle, hesaba esas alınan ücretler arasındaki farkın nedeni ve TİS zamlarının Bakanlık oluru ile verilen yüksek ücretler üzerine uygulanıp uygulanmadığı anlaşılamamaktadır.
Bilirkişi raporunda sayfalarca hesap yapmaktan ziyade, bir fark ortaya çıktığında bunun nedeni denetime elverişli olacak şekilde açıklanmalıdır..

2-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; TİS'nin sona erdiği 01.01.2005 tarihinden sonrası içinde, önceki TİS'lerde yer alan ve her altı ayda bir % 5 olan ücret zammının dava tarihine kadar uygulandığı görülmüştür. Ücret zammı ile ilgili bu hükmün hizmet akti olarak devam etme olanağı bulunmadığından yapılan hesap yerinde değildir.

3-Mahkemece 01.01.2005 sonrası için de; fark ücret ve TİS'den kaynaklanan fark ikramiye alacaklarının en yüksek işletme kredisi faizi ile tahsiline karar verilmiştir. TİS'in sona erdiği tarihten sonraki fark istekler artık hizmet aktinden kaynaklandığı halde, TİS'den kaynaklanan alacaklara yürütülebilecek faize karar verilmesi isabetsizdir.

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, 17.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.