Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bozma üzerine yapılan yargılamada, Erzurum 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.10.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 2 yıl 6 ay hapis ve 500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık müdafinin temyiz isteği; 23.01.2007 tarihinde katılanın zararını gideren müvekkili hakkında, bu husus değerlendirilip, cezada indirim yapılmadan ve eksik inceleme sonucu verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Sanığın, katılanın yetkilisi olduğu şirkette satış müdürü olarak görev yaptığı 2003 ilâ 2007 yılları arasında, satılan araçların bedellerinin bir kısmını kendisine ait banka hesabına yatırdığı ve şirketin Akbank A.Ş. ve T. İş Bankası A.Ş. deki hesaplarından çektiği 3.200.000,00 Türk lirasının 66.716,00 Türk lirası tutarındaki kısmını şirketin hesaplarına aktarmayıp, uhdesinde tuttuğu iddiası ile kamu davası açıldığı, katılan ve sanığın uzlaştırma teklifini kabul etmemesi nedeniyle uzlaştırma sağlanamaması, katılanın beyanı, sanığın savunması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sanığın atılı suçu işlediğinin kabulü ile hakkında temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
Sanık tarafından 03.12.2014 tarihinde dava dosyasına ibraz edilen dilekçe ekindeki 23.01.2007 tarihli "Tutanaktır" başlıklı belge içeriğindeki, "Şirketimizde 1996-2007 yılları arasında Satış Müdürü ... ve Satış Şefi ... olarak çalışmaktadır. 2003 yılında evlenerek şirketimizde çalışmaya devam etmişlerdir. Son 5 yıl içinde zimmetlerine 200.0000,00 YTL tahmini olarak belirlenmiştir. Bunun karşılığında kayak yolunda bulunan evleri 100.000,00 YTL karşılığında şirketimize vermeyi kabul etmişlerdir. Ayrıca haziran ayında 70.000,00 YTL diğer mal varlıklarını satarak ödemeyi taahhüt etmişlerdir. Abisi olan ... senete kefil olmayı kabul etmiştir. Geçmiş 5 yıl satılan araçlarda herhangi bir problem çıkması halinde ... ve ... sorumlu olacaktır. Karşılıklı görüşülerek imza altına alınmıştır. Bu belgeyi imzaladığı halde hiçbir borcu kalmamıştır." şeklindeki anlaşma karşısında, söz konusu tutanağın yargılama konusu eyleme ilişkin olup olmadığının değerlendirilerek ve tutanağa konu devir işlemi ile ödemenin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin araştırılıp, sonucuna göre etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.10.2020 tarihli ve 2019/527 Esas, 2020/537 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.06.2024 tarihinde karar verildi.