Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili; müvekkili bankanın borçlu Mutlu aleyhine yapmış olduğu takipte borçlunun maaşına haciz müzekkeresi gönderildiğini, gelen yazı cevabında 1. sırada davalı ...'ın alacaklı olduğu dosyanın yer aldığını, davalının alacağının muvazaalı olduğunu ileri sürerek davalının muvazaalı takibinin iptali ile müvekkili bankanın alacağının 1. sıraya alınmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin alacağının davacı alacağından daha önce doğduğunu, takip tarihinin daha önce olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre her iki davalıda paranın nakit ödendiğini herhangi bir bankadan çekmediğini, bankaya da yatırmadığını, parayı alınca da herhangi bir borç ödemediğini beyan ettikleri, davalıların bononun dayanağı olan alacağı ispat edemedikleri, bu durumda davalıların düzenlemiş olduğu bononun anlaşmalı olup gerçek alacağa dayanmadığı anlaşılmakla davacının alacaklı olduğu dosyanın 1. sıraya alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
İİK'nın 140/1 maddesi uyarınca haczedilen mal alacaklıların alacağına yetmemesi halinde icra dairesince sıra cetveli yapılır. İİK'nın 83/2. maddesine göre ise maaş üzerinde birden fazla haciz söz konusu olması halinde hacizlerin sıraya konulacağı haciz tarihi önde olanın alacağı bitmedikçe sonraki haciz alacaklısına ödeme yapılamayacağı belirtilmiş olup bu sıralama maaşı ödeyen kurum tarafından yapılır ve bu sıralama "Sıra cetveli" niteliğinde değildir.
Sıra cetveline itiraz davalarında davalının alacağının gerçek olduğunu ispat etmek zorunda olmasına rağmen, maaş hacizlerinde üst sıralarda bulunan alacaklar aleyhine açılan davalar genel muvazaa mahiyetinde olup bu davalarda genel ispat kuralları geçerlidir.
Bu durumda mahkemece, davanın genel muvazaa davası olarak kabul edilip, ispat yükünün de davacıya yüklenerek uyuşmazlığın TBK'nın 19. maddesinde düzenlenmiş genel muvazaa ilkelerine uygun olarak çözümlenmesi gerekirken ispat yükünün davalıya yüklenmesi suretiyle sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 20.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.