Hükümlülük

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi ve Sanıklar ... ve ...'ın üzerine atılı, Devlet karayolu kenarına yaptırılan heykelin yapımında Belediye araçlarının çalıştırılmasına ve yine Devlet karayolunun kenarındaki parkın yüzeyindeki dekorlu taşların önceden yapılmış olmasına rağmen, yeni yapılmış gibi firmaya ödemede bulunulmasına ilişkin eylemlerle ilgili kararda bir hüküm bulunmasa da, mahallinde bu konuda zamanaşımı süresi içersinde hüküm kurulabileceği olanaklı bulunduğu kabul edilmiştir.

1-Suçtan doğrudan zarar görmeyen müşteki ...'ın katılan sıfatını kazanmaması nedeniyle kendisi hakkında kurulan hüküm dışında diğer sanıklar yönünden yasa yoluna başvurmak hak ve yetkisi bulunmadığı,
Anlaşıldığından, 5320 sayılı yasanın 8/1 ve 1412 sayılı CYY.nın 317.maddesi uyarınca müşteki sanık ...'ın, tebliğnameye uygun olarak diğer sanıklar yönünden TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,

2-Sanıklar, ..., ...,... hakkında verilen beraat ve mahkumiyet hükümlerinin incelenmesine gelince;

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;

a- Sanıklar ..., ...,... ve ...'ın ... Belediyesince yapılan ihalelerde usulsüzlük yaptığı ve yüklenici firmaya fazla ödedikleri şeklindeki eylemleri ile ... Belediyesinin bir şirkete yaptırdığı sokak parke taşlarının şartnameye aykırı yapılmasına rağmen fazla ödeme yaptıkları konusundaki eylemleri ve içme suyu borularının değiştirmesinde usulsüzlük yapılmasına ilişkin eylemler Belediye toptancı halinin duvar yapım işi ihalesinde usulsüzlük yapıldığı şeklindeki eylemlerin zimmet, kamu kurumunun dolandırılması ve de resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturabileceği, eylemleri nitelendirme, diğer eylemlerle birlikte kanıtları değerlendirme görevinin Ağır Ceza Mahkemesi'ne ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı biçimde hüküm kurulması,

b- Kabule göre de; mahkumiyetler yönünden hükümden sonra 19.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1.maddesi ile TCY.nın 257/l-2.madde-fıkralarında yer alan "kazanç" sözcüğünün "menfaat" olarak değiştirilmesi ve bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi karşısında TCY.nın 7/2.madde-fıkrasındaki "suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Yasaya aykırı ve Katılan vekili ile sanıklar ..., ..., ... müdafii, ... müdafii, ... ve müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama ve düşme düşüncelerinin reddi ile HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 27.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi