Davanın reddine
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı ... vekili, 07.08.2014 tarihli dava dilekçesinde; tapuda orman vasfıyla Hazine adına kayıtlı bulunan Karaman ili Ermenek ilçesi Kayaönü Köyü 110 ada 1 parsel sayılı taşınmazın içerisinde kalan yaklaşık 5.000 m2 kısmın uzun yıllardır müvekkili olan davacının zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek, taşınmaz bölümünün tapu kaydının iptali davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın kısmen kabulü ile fen bilirkişisinin 30.11.2015 tarihli raporunda (B2) harfi ile sarı renkle taralı olarak gösterilen 1.408,78 m2'lik kısmın 110 ada 1 parsel sayılı taşınmazdan ifrazı ile davacıya ait tapunun 224 ada 23 parsel sayılı 6.991,27 m2'lik taşınmaza eklenmek suretiyle toplam 8.400,05 m2 olacak şekilde davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, fen bilirkişi raporunda (A), (B1), (B3) ve (C) harfi ile gösterilen kısımlar açısından davacının açtığı davanın reddine ilişkin önceki karar, davalı ... İdaresi vekili ile davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.09.2018 tarihli ve 2018/1757 Esas, 2018/5750 Karar sayılı ilamıyla; "Çekişmeli 110 ada 1 parsel sınırları içerisinde kalan (B2) kısmının orman olmadığı ve zilyetlik şartları gerçekleştiği gerekçesi ile davacı adına tesciline karar verilmişse de hava fotoğraflarında (B2) kısmının kuzey ve doğu kısımlarında ibreli ağaçlar gözüktüğü halde raporlarda bu hususta bir açıklama yapılmadığı, ayrıca hüküm kısmında (B2) harfi ile sarı renkle taralı olarak gösterilen 1.408,78 m2'lik kısmın 110 ada 1 parsel sayılı taşınmazdan ifrazı ile davacıya ait tapunun 224 ada 23 parsel sayılı 6991,27 m2'lik taşınmaza eklenmek suretiyle toplam 8400,05 m2 olacak şekilde davacı adına tapuya kayıt ve tesciline şeklinde hüküm kurulmuş olup dava konusu parselin 110 ada 1 parsel olduğu ancak dava konusu olmayan 224 ada 23 parsel sayılı taşınmazın çapını değiştirecek şekilde hüküm kurulmuş olmasının da doğru olmadığı açıklanarak, bu doğrultuda en eski tarihli hava fotoğrafları incelenerek dava konusu edilen taşınmaz bölümünün orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, orman sayılan yerlerden değilse davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması" gereklerine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "Dava konusu edilen taşınmaz bölümünün bilirkişi raporları doğrultusunda orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşıldığı" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosunun, 2007 yılında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'la (5304 sayılı Kanun) değişik 4 üncü maddesi uyarınca yapıldığı anlaşılmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 373,20 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.