Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde; Diyarbakır ili Kulp ilçesi ... Mahallesi sınırları içerisinde kalan arazilerin belirlenerek tapu kayıtlarının çıkarılması amacıyla kadastro çalışmaları yapılmakta olduğunu, yapılan kadastro çalışmalarında 383 ada 1 parsel (ifraz edilmekle 383 ada 3-4 parsel) sayılı taşınmazın gerçek sahibinin kendisi olduğundan dolayı önceden davalı adına yazılan söz konusu parselin silinmesi ve kendi adına düzenlenerek tapusunun adına çıkarılmasını talep ve dava etmiştir.
Asli Müdahil ...; 383 ada 1 parsel sayılı taşınmazda yer alan meyve ağaçları ve asma üzümün kendisine ait olduğu iddiasıyla adına tescilini talep etmiştir.
Asli Müdahil ..., ... ve ... ise ayrı ayrı dilekçelerle; 383 ada 1 parsel sayılı taşınmazda ¼ hissedar olduklarından bahisle adlarına tescil talep etmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; 383 ada 1 parsel sayılı taşınmaz tespitinin iptali ile bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1555.13 m2 kısmın taşınmazdan ifrazına yol olarak terkinine, kalan kısmın dava konusu olmadığı anlaşıldığından tespit gibi tesciline, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince; fen bilirkişisinden elverişli rapor alınmadan hüküm kurulduğu, imar ve ihyanın hava fotoğrafı ile denetlenmediği gerekçeleriyle üç kişilik jeodozi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi kurulu, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeoloji mühendisi ve fen bilirkişisi katılımı ile yeniden keşif yapılarak, dava konusu taşınmazın Kulp çayı yatağında kalıp kalmadığı da araştırılmak suretiyle imar ve ihya ile zilyetlik araştırması yapılması gerektiği gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; dayanak 06.04.1984 arazi kayıt örneğinin dava konusu taşınmaza tüm sınırlar yönünden uyduğu, mahalli bilirkişi beyanları ile de bunun doğrulandığı, Kadastro Mahkemesi 1968/46 Esas sayılı kamulaştırma dosyasında bedelin malik Heybet Telli’ye verildiği, dava konusu yerin tespit dışı bırakıldığı tarihe ilişkin bilgi bulunmadığı, davanın 2015 yılında açıldığı, vergi kaydının 06.04.1984 tarihli olduğu dikkate alındığında davacıların malik sıfatı ile ekonomik amaca uygun 20 yıldan fazla zilyetliklerinin olduğu, hava fotoğraflarında tarımsal faaliyet olmadığı belirtilmiş ise de 1984 vergi kaydının taşınmaza uyduğu gerekçeleriyle dava konusu 4992,77 m2 yüz ölçümlü 383 ada 3 parsel sayılı taşınmaz ile 5247,56 m2 yüz ölçümlü 383 ada 4 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına yapılan kadastro tespitinin iptaline, davacılar adına eşit hisselerle “bir kısmı karışık meyve bahçesi bir kısmı bağ” vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline, taşınmaz üzerinde bulunan asma üzüm ağaçları ile meyve ağaçlarının tamamının davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, davalı ... Genel Müdürlüğü’nün davalı sıfatı bulunmadığından Orman İdaresi aleyhine açılan davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Hüküm davalı Hazine temsilcisi tarafından vergi kaydının dava konusu yeri kapsamadığı, hava fotoğraflarında dava konusu taşınmaz üzerinde ekim yapılmadığının sabit olduğu, zilyetlik süresinin dolmadığı iddialarıyla temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Dosyanın içeriğine, toplanan delillere, ayrıca 16.11.2020 havale tarihli harita bilirkişisi ... ile orman bilirkişisi ... ... Karagöl tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda dava konusu 383 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde 1949 yılına ait hava fotoğrafında yoğun şekilde topluluk (küme) oluşturacak şekilde meşe ağacı bulunduğu, tepe kapalılığının % 41 - % 70'e kadar olduğu, kuzey kısmındaki ormanın devamı niteliğinde olduğunun belirtildiği, ayrıca tarımsal faaliyet yapılmadığının da tespit edildiği, sonraki yıllara ait hava fotoğraflarında ise orman ağaçlarının kesildiğinin görüldüğü anlaşıldığından dava konusu taşınmazın 1945 yılında da orman olduğunun kabulü gerektiği, Devletleştirilmiş olduğu, sonradan açılmakla evveliyatı orman olan yerin kazanılamayacağı da dikkate alındığında, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin yanlış değerlendirilerek kabule karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.