Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR
1. Suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İstanbul 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.02.2016 tarihli ve 2014/198 Esas, 2016/46 Karar sayılı kararı ile mevcut deliller değerlendirilerek, lehe Kanun değerlendirmesi yapılmak suretiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103/1, 31/3. maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezasına, aynı Kanun'un 109/2,3-b-f, 5. maddesi uyarınca 4 yıl hapis cezasına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği
Katılan mağdurenin soyut beyanlarına göre karar verildiğine, suça sürüklenen çocuğun aşamalarda suçlamayı inkar ettiğine ve temel cezada suçun işleniş biçiminden bahisle artırıma gidildiğine, tanık ifadelerinde cinsel istismara dair bir hususun belirtilmediğine, olayın gerçekleşme biçiminin hayatın olağan akışına aykırı olduğuna ve sair hususlara ilişkindir.
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmış, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiş, suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen ve aşağıda belirtilen husus dışında hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Suça sürüklenen çocuğun katılan mağdureye yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu tek başına gerçekleştirdiğinin kabulü karşısında suça sürüklenen çocuk hakkında hüküm fıkrasında uygulama maddesine "TCK 109/3-b-f maddesi gereğince" yazılması hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.02.2016 tarihli ve 2014/198 Esas, 2016/46 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasında; 5237 sayılı Kanun'un 109/2. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümde yer alan ''Suça sürüklenen çocuğun bu eylemini çocuğa karşı işlediği anlaşıldığından verilen cezası,'' ibaresinden sonra ''109/3-b-f'' ibaresindeki (b) ibaresi çıkartılmak suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.06.2024 tarihinde karar verildi.