Esastan red
Taraflar arasındaki iş kazası tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili, davacıların murisi ... ...'ın davalı işyerinde Van Acil İçme Suyu İsalesi Hattı ihalesi işinde argon kaynakçısı olarak çalışmaktayken 23.10.2013 tarihinde kalp krizi geçirdiğini ve kaldırıldığı hastanede vefat ettiğini beyanla olayın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
1.Davalı ... Yapı İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ölüm olayı ile davalı şirket arasında illiyet bağı kurulamayacağından dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davalı şirketin olayda bir kusuru da olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı Kurum işlemlerinde mevzuata aykırılık bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile uzman bilirkişi heyetinden alınan rapor, ifadesi alınan tanık beyanı ve davalı işverenin cevap dilekçesindeki ikrarı göz önüne alındığında davacılar murisinin geçirdiği kalp krizinin işyerinde iken meydana geldiği dikkate alındığında meydana gelen olayın 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi gereğince bir iş kazası olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile davacılar murisi ... Alkılınç'ın 23.10.2013 tarihinde geçirdiği kalp krizi olayının iş kazası olduğunun tespitine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle;davalı Kurum işlemlerinde kanuna aykırılık bulunmadığını beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre davacıların murisinin davalı şirketin sigortalı çalışanı olduğu, olay günü işyerinde rahatsızlanması üzerine kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği, tanık beyanı, hastane kayıtlarından olayın işyerinde çalıştığı sırada gerçekleştiğinin anlaşıldığı, Mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı Kurum vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.
davacıların murisi ... Alkılınç'ın davalı şirket nezdinde çalışırken geçirmiş olduğu kazanın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.06.2024 tarihinde karar verildi.
Davaya konu uyuşmazlık sigortalının davalıya ait işyerinde 23.10.2023 tarihinde geçirmiş olduğu kalp krizinin iş kazası olarak tespitine yönelik olup; Mahkemece davanın kabulüne kalp krizinin iş kazası sayılmasına karar verilmiştir. Dairemizce yapılan temyiz incelemesinde kararın onanmasına karar verilmiş ise de aşağıdaki gerekçelerle sayın çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.
İş kazası 506 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinde “A) İş kazası, aşağıdaki hal ve durumlardan birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır:
Somut olayımızda sigortalı, kazanın gerçekleştiği tarihten önce izinli olup, işe başlaması gereken tarihten bir gün sonra işyeri kampına döndüğü, çalışma sahasına gelmediği, 16.30-17.00 gibi aynı işyerinde çalışan akrabasını arayarak “kampta olduğunu rahatsız olduğunu belirtmesi üzerene bu kişinin işyeri formenini arayarak durumu iletmesi üzerine işyeri aracıyla Van Gevaş Devlet Hastanesine sevk edildiği, bu hastanede tahlillerinin yapıldığı, bu sırada ayakta olduğu, bu hastane tarafından ambulansla araştırma hastanesine sevk edildiği, yürüyerek girdiği hastanede yoğun bakıma alındığı ancak kurtarılamadan kalp krizi nedeniyle öldüğü anlaşılmaktadır.
Bir olayın iş kazası sayılması için işyerinde sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratması gerekir. Sigortalı bu olay öncesi izinli olup, rahatsızlığı nedeniyle işe bir gün gecikmeli başlamış, hatta o gün iş sahasına gitmesi gerekirken gitmemiş doğrudan konakladıkları kampa gelerek rahatsızlığı nedeniyle hastaneye sevkini istemiştir. Bu rahatsızlık sürecinde herhangi bir çalışması da olmamıştır. İşyerine gelmeden önce başlayan ve işyerinde devam eden olayların iş kazası sayılması mümkün değildir. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan; aksi yöndeki mahkeme kararının onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.