Davanın reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... mirasçısı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Kadastro sırasında Kozan ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 566 parsel sayılı 69.800 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz komşu parsellere uygulanan tapu kayıtlarının miktar fazlası olarak Hazine adına tespit edilmiştir.

Mahkemece verilen önceki tarihli karar ile çekişmeli 566 parsel sayılı taşınmazın ... ve arkadaşları adına tesciline dair hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 13.12.2018 tarihli ve 2016/152 Esas, 2018/7708 Karar sayılı Kararı ile ".. 29.03.1982 tarihinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin çekişmeli taşınmazın ilk halinin çalılık niteliğinde olduğu, üzerindeki çalıların 1949-1950 yıllarında ... ve arkadaşları tarafından temizlendiği, 1950 yılından sonra 566 parsel sayılı taşınmazın ... tarafından kullanılmaya başlandığını beyan ettikleri, her ne kadar 20.10.2010 tarihli keşif sonrası ziraatçi bilirkişisi tarafından dosyaya ibraz edilen raporunda taşınmazların kadimden beri tarla niteliğinde bulunduğu belirtilmişse de taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun 20 yıllık zilyetlik süresinin taşınmazların tespit tarihi olan 1959 yılana kadar dolmadığı anlaşılmakla, ... ve arkadaşları lehine Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesinde belirtilen zilyetlikle mülk edinme şartlarının oluştuğundan söz edilemeyeceğine göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek davanın kabulüne karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğuna.." değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, çekişmeli 566 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ...'in temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

06.06.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.