Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili özetle, müvekkilinin 30.03.2009 tarihinden itibaren davalı şirkete ait ....’da bulunan inşaat işlerinde aralıksız olarak çalıştığını, iş akdinin 04.07.2011 tarihinde haksız olarak feshedildiğini, ambar şefi olarak çalışan davacının son ücretinin 1.800,00.-USD olduğunu, yemek ve barınmasının işverence sağlandığını, müvekkilinin işyerinde fazla mesai yaparak çalıştığını ancak fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini, davacının 1-2 hafta tatili hariç diğer tüm pazar günlerinde de çalıştığını, davacının hem çalıştığı ülkedeki genel tatil günlerinde hem de ülkemizdeki genel tatil günlerinde çalıştığını ancak bu çalışmasının karşılığının ödenmediğini, yıllık izin haklarının da ödenmediğini, davacının iş akdinin haksız olarak feshi ile birlikte kendisine kıdem ve ihbar tazminatı adı altında bir kısım ödemenin yapıldığını, ancak yapılan bu ödemenin eksik olduğunu ve diğer işçilik haklarının ödenmediğini, davacının çalıştığı son projenin bitim tarihi olan 27.10.2011 tarihinden önce davalının hizmet sözleşmesini feshederek yaklaşık 5 aylık ücretten de davacının mahrum edildiğini iddia ederek; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık izin ücreti ve ödenmeyen ücret alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili özetle, davacının 04.05.2009 tarihli yurtdışı hizmet sözleşmesi uyarınca ambarcı olarak çalışmaya başladığını, davacının iş akdinin 27.06.2011 tarihinde usulüne uygun olarak feshedildiğini, davacının ihbar ve kıdem tazminatlarının ödendiğini, davacının aylık 667,00.-USD ile çalışmaya başlayıp en son 1.000,00.-USD ücretle çalıştığını, davacının fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil ücretleri ile yıllık izin ücretlerinin ödendiğini, davacının yurt dışı hizmet sözleşmesi belirsiz süreli sözleşme olduğundan, süresi dolmadan yapılan fesih nedeniyle süre bitimine kadar ücret alacağı talebinin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Fazla çalışma ücretlerinin hesabı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir.
İşçinin imzasını içermeyen bordrolarda fazla çalışma tahakkuku yer aldığında ve tahakkukta yer alan miktarların karşılığı banka hesabına ödendiğinde, tahakkuku aşan fazla çalışmalar her türlü delille ispatlanabilir. Tahakkuku aşan fazla çalışma hesaplandığında, bordrolarda yer alan fazla çalışma ödeme tutarları mahsup edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta; davacıya ait ücret bordrolarında her ay fazla mesai ücreti tahakkuku yapılıp banka aracılığıyla ödendiği sabit ise de; ücret bordrolarının imzasız olması karşısında, fazla mesai ücreti hesaplanıp karineye dayalı makul indirime tabi tutulduktan sonra belirlenecek fazla mesai ücreti miktarından bordrolarda tahakkuk ettirilerek ödendiği anlaşılan tutarların mahsubu ile varsa bakiyesinin hüküm altına alınması gerekirken, Dairemizin imzalı ücret bordrolarına yönelik içtihadının teşmili suretiyle fazla mesai ücreti talebinin tamamen reddi hatalıdır.

3-Kabule göre davada reddedilen miktar 32.206 TL olup, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre 3.864,72 TL red vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, 7.776,02 TL’ye hükmedilmesi isabetsizdir.

4-Dava dilekçesinde talep edilen mahrum kalınan ücret alacağı talebinin reddine karar verilmesine rağmen, hüküm fıkrasında bu talep hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemesi de ayrıca hatalıdır.

5-Hüküm altına alınan alacakların net mi yoksa brüt mü olduğunun hükümde belirtilmemesinin HMK’nun 297/2. maddesine aykırı olduğunun ve infazda tereddüde yol açacağının düşünülmemesi de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F)Sonuç:

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.