Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/02/2009 gün ve 2008/140-2009/16 sayılı kararı bozan Daire’nin 11/03/2011 gün ve 2009/9736-2011/2560 sayılı kararı aleyhinde davalılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilleri ile davalılar arasında 2001 yılında bir şirket kurulması konusunda anlaşmaya varıldığını, bu anlaşmaya göre müvekkillerinin ana ortağı oldukları Arkan & Arkan Y.M.M. A.Ş.’nin önemli bir müşteri kitlesini kurulan bu yeni şirkete devretme, davalıların ise karşı edim olarak Ergin Uluslararası Denetim ve Y.M.M.A.Ş.’deki hisselerinin % 50’sini müvekkillerine devretme yükümlülüğü altına girdiklerini, müvekkillerinin taahhüt ettikleri yükümlülüklerin tamamını yerine getirmiş olmalarına rağmen davalılarca taahhüt edilmiş olan Ergin Uluslararası Denetim...A.Ş.’nin hisselerinin % 50’sinin devrine yönelik edimin davalılarca haklı bir neden olmaksızın yerine getirilmediğini ve taraflar arasında mevcut inançlı işlemin ikrarından da kaçınıldığını ileri sürerek, davalılar yedinde bırakılan Ergin Uluslararası Denetim ve Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş. hisselerinin % 50’sinin müvekkillerine devrine hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, taraflar arasında davacıların iddia ettikleri gibi bir sözleşmenin mevcut olmadığını, böyle bir sözleşmenin mevcudiyeti kabul edilse bile anonim şirketlerde bedeli tamamen ödenmiş çıplak payın devrinin yazılı olarak yapılması gerektiğinden davacıların iddia ettiği sözleşmenin geçerli bulunmadığını, davacıların talebinin şirket hisselerinin devrini yönetim kurulunun muvafakatine bağlayan dava konusu Ergin Uluslararası Denetim...A.Ş.’nin anasözleşmesinin 10 ncu maddesine de aykırı olduğunu, müvekkilleri ile davacılar arasında hisse devrine ilişkin hiçbir işlemin yapılmadığını, istem konusu şirket hisselerinin devrinin bir bedel karşılığı değil de zaten tarafların ortağı oldukları şirkete müşteri getirilmesi edimi karşılığında talep edilmesinin de akla uygun olmadığını, davanın haksız bulunduğunu savunarak, reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
Bu kez davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalılar vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 38,20 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 185,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 29/09/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.