Beraat, eşya müsaderesi ve tasfiyesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
1.Katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz istemi; sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği sebebi ile hükmün bozulması talebine ilişkindir.
2.O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; usulsüz arama ve hukuka aykırı delilden olmadığından mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği sebebi ile hükmün bozulması talebine ilişkindir.
Suç tarihinde, kaçak sigara satışı yapan iş yerlerine ilişkin yapılan kontrollerde, sanığın tütüncü olarak işlettiği iş yerinde masa üzerinde kaçak sigaralar olduğu görülmekle, 124 paket kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Sanık savunmasında, sigaraları içmek için aldığını, ticari amacı olmadığını beyan ederek atılı suçu kabul etmemiştir.
1.İş yerinde sigaraların görünür vaziyette ve arama işlemine gerek olmaksızın ele geçirilmiş olması karşısında, arama yapılmadığından aramanın hukuka aykırı olmasından da bahsedilemeyeceği cihetle; sigaraların ele geçirildiği yerin ticari işletme olması karşısında, sanığın dava konusu sigaraları ticari maksatla bulundurduğu gözetilerek mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
2.Dava konusu kaçak sigaraların müsaderesine ilişkin kararla yetinilmesi yerine tasfiyesine de hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan Gümrük İdaresi vekilinin ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 06.06.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Kolluk tutanağına göre kaçak sigara satışı yapılan iş yerlerinin bu kapsamda kontrolleri sırasında, sanığın işlettiği tütüncü dükkanında masa üzerinde 124 paket gümrük kaçağı sigara elde edilmiş, sanık hakkında açılan davada sanığın beraatine dair yerel mahkemece verilen karar temyiz edilmiş, heyetimizin sayın çoğunluğu eylemin suç oluşturduğundan bahisle yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar vermiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/610 Esas ve 2014/512 sayılı kararında ve bu karara benzer birden çok kararında adli arama ve önleme aramasının hangi hallerde yapılacağına ilişkin belirlemeler yapmış ayrıca karar alınmadan yapılacak aramalarla ilgili de görüş ortaya koymuştur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/610 Esas ve 2014/512 sayılı kararında:
“Ceza muhakemesinin kurallarının işlemeye başlaması "başlangıç şüphesi" ile olmaktadır. Bu nedenle koruma tedbirleri bir suçun işlendiği izlenimini veren hâlin öğrenilmesinden sonraki aşamada başvurulan adli nitelikli tedbirlerdir.
Önleme aramasında tehlikeli bir kişi veya eşya aranmakta olup önleme aramasının muhatapları da suç şüphesi altında olmayan kişilerdir.
CMK'nun 161/2 ve PVSK'nun Ek 6. maddeleri uyarınca edinilen bilgi veya alınan ihbar veya şikâyet üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan kolluğun, olay yerinde kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için gerekli acele tedbirleri aldıktan sonra durumu derhal Cumhuriyet savcısına bildirmesi ve Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda işin aydınlatılması için gerekli soruşturma işlemlerini yapması gereklidir.
Başlangıçta suç işlenmesinin önlenmesi düşüncesi olsa bile, suç şüphesi ortaya çıktığı andan itibaren yapılacak durdurma ve arama adli bir nitelik taşıyacaktır.”
denilmiştir.
Kolluk görevlilerinin arama kararı olmaksızın kaba üst araması yapabilecekleri mümkün iken, suç eşyasının aranması bu kapsamda değildir.
Somut olayda bir arama kararı olmadığı gibi Cumhuriyet savcısına bilgi verilerek yapılmış bir işlemde bulunmamaktadır.
Yukarıda bahsi geçen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararında belirtildiği gibi, suçla karşılaşan kolluğun, olay yerinde kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için gerekli acele tedbirleri aldıktan sonra durumu derhal Cumhuriyet savcısına bildirmesi ve Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda işin aydınlatılması için gerekli soruşturma işlemlerini yapması şarttır. Buna göre kolluk tarafından somut olayda yapılan işlemler usulüne uygun olmayıp, deliller hukuka aykırı nitelikte olduğundan, yerel mahkemenin beraate dair kararı isabetli olup, onanması gerektiğini düşündüğümden, heyetimizin sayın çoğunluğunun aksi yöndeki görüşlerine iştirak etmiyorum.06.06.2024