Mahkumiyet
Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, aynı Kanun'un 67/2,5237 sayılı TCK'nın 62,52/2, 52/4,53/1 ve 58. maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.
Sanığın temyiz nedenleri; Hakkında verilen cezanın kaldırılmasına ve beraat kararı verilmesine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, sanık savunması, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın 26.06.2015 günü Salihli Açık Ceza İnfaz kurumuna alınacağı sırada yapılan üst aramasında üzerinde 5 adet madeni para bulunması üzerine soruşturma başlatıldığı, sanığın üzerinden çıkan madeni paraların tarihi eser niteliğinde olup olmadığı yönünde düzenlenen 17.12.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre; söz konusu 5 adet madeni paranın 1 tanesinin altın niteliğinde olmadığı, imitasyon olduğu, diğer 4 adet paranın ise; 2863 sayılı Yasanın 23. maddesinin a fıkrasını değiştiren 3386 sayılı yasanın tarifini yaptığı “arkeoloji açısından belge değeri taşıyan, ait oldukları dönemin sosyal, kültürel, teknik ve ilmi özellikleri ve seviyesini yansıtan, tescil ve tasnife tabi, Devlet Müzeleri'nde korunması gereken nitelikte kültür varlığı olduğu ve 2863 sayılı Yasa kapsamına girdiğinin” tespit edildiği yönünde rapor düzenlendiği anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmeyerek üzerine atılı 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçunu işlediği vicdani kanaatine varılmakla mahkumiyetine dair hüküm tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilerek yapılan incelemede:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/01/2018 tarih, 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ve 23/01/2018 tarih, 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, sanık hakkında hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinin infaz aşamasında değerlendirilmesi gerektiği dikkate alınarak yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.06.2024 tarihinde karar verildi.