Mahkumiyet

Sanık hakkında, 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmü katılan ... ve Su İşleri Bakanlığı vekilinin temyiz etme hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükmün sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, aynı Kanun'un 65/1,5237 sayılı TCK'nın 62,52/2-4,51/1-3,53. maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.

Katılan vekilinin temyiz isteği; sanık hakkında tayin edilen hapis cezasının erteleme koşullarının oluşmadığına ilişkindir.

Sanığın temyiz nedenleri; verilen kararı temyiz etmek istediğine ilişkindir.

Mahkemece, ... ekipleri tarafından 05.05.2016 tarihinde Afyonkarahisar İl Merkezine bağlı Büyükkalecik beldesinde yapılan kontrollerde sanık ...'nin Başkomutanlık tarihi milli park sınırları içerisinde inşaat yaptığının tespit edildiği, sanığın ev yaptığı yerin milli park içinde olduğu ve sit kurulundan veya belediyeden izin almadan ev yaptığını belirtmesi ve ayrıca bu hususun da dava dosyasına göre tespiti yapıldığından toplanan deliller, keşif ve bilirkişi raporları ve sanığın ikrarına göre sanığın izinsiz inşaai müdahale yapmak suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.

1. Katılan ... ve Su İşleri Bakanlığı Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden;
Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan “suçtan zarar görme” kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulu'nun 11.04.2000 gün ve 65–69,22.10.2002 gün ve 234–366,04.07.2006 gün ve 127–180,03.05.2011 gün ve 155–80,21.02.2012 gün ve 279–55,15.04.2014 gün ve 599-190,28.03.2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulu'nun 25.03.2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; katılan ... ve Su İşleri Bakanlığının 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan yapılan yargılamaya katılma ve tesis edilen hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşılmakla, katılan ... ve Su İşleri Bakanlığı vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

2. Sanığın Temyiz İsteği Yönünden;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, herhangi bir nedene dayanmayan temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine, ancak, hükümde, TCK'nın 52/4. maddesi gereğince ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceği ihtaratında bulunulmaması, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 51/8. maddesi uyarınca denetim süresini iyi halli olarak geçirdiği taktirde cezanın infaz edilmiş sayılacağının belirtilmemesi, 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan zarar görmediğinden davaya katılma hakkı bulunmayan Orman ve Su İşleri Bakanlığı adına yapılan katılma talebi kabul edilip adı geçen kurumun katılan olarak kabulüne karar verilerek, yargılama sonunda anılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi, Kanuna aykırı bulunduğundan hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının 3. paragrafının devamına “TCK’nın 52/4. maddesi uyarınca ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceğinin ihtaratına'' cümlesinin eklenmesi, 5. paragrafın devamına “TCK'nın 51/8. maddesi gereğince denetim süresini iyi halli olarak geçirmesi durumunda cezasının infaz edilmiş sayılacağı hususunun sanığa bildirilmesine,” ibaresinin eklenmesi ve vekalet ücretine ilişkin 6. paragrafın hükümden çıkarılması suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.06.2024 tarihinde karar verildi.