İstinaf başvurusunun kabulüne
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında, Bingöl ili Merkez ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 115 ada 1 parsel sayılı 2.786.342,94 m2 yüzölçümündeki taşınmaz orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş; 115 ada 3 parsel sayılı 160.896,60 m2 yüzölçümündeki taşınmaz mera vasfıyla özel siciline kaydedilmiştir.
Davacı; Bingöl ili Merkez ilçesi ... Köyü 115 ada 1 ve 3 parsellerin esasında kendisine ait iken yapılan kadastro çalışmaları esnasında davalı Hazine adına mera vasfı ile tespit gördüğünü, dava konusu taşınmazın mera ile bir alakası olmadığı halde yapılan kadastro çalışmaları esnasında sehven bu şekilde tespit edildiğini, taşınmazın dedelerinden miras yolu ile babasına ve müştereklerinin rızai taksimatı neticesinde kendisine kaldığını, 20 yılı aşkın zilyetliğinin bulunduğunu, taşınmazın şu anda tarla vasfında kullanıldığını, netice itibari ile malik sıfatını haiz olduğu bu taşınmazların kadastro çalışmaları esnasında davalı adına tespit gördüğünü belirterek taşınmazların tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili; zilyetlik koşullarının oluşmadığını, meraların zilyetlik ve zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağını, özel mülkiyete konu teşkil etmediğini, dava konusu taşınmazın evveliyatı itibariyle de mera olduğunu, davacı veya murisi evvelleriyle bir ilgisinin bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Tüzel Kişiliği temsilcisi; dava konusu yerin köyün kadim merası olup kadastro çalışmaları sırasında mera vasfı ile tespit gördüğünü, mera vasfıyla tespitin haklı ve doğru bir tespit olduğunu, davacının köy merasını işgal ederek tarla yapmaya çalıştığını, meraların zilyetlikle elde edilemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... İdaresi vekili; dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu, devlet ormanlarının Anayasa hükmü altında olduğunu, özel mülkiyete konu teşkil etmediğini, zilyetlik ve zamanaşımı yoluyla zapt edilemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; taşınmazların kadastro tespit tarihine kadar davacı ve babası tarafından aralıksız 20 yıl kullanıldığı, daha sonra rızai taksim yoluyla davacıya geçtiği ve halen davacının zilyetliğinde bulunduğu, davacının taksim iddiasının tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarıyla da desteklendiği, davacının eklemeli ve taksim sonrası sürece dayalı olarak taşınmazların tarım amaçlı ihya edildiğinin hükme esas kabul edilen 23.12.2019 havale tarihli jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporuna göre kadastro paftasının dava konusu parsele uyduğu, koyu toprak yapısının bulunduğu, çevresindeki taşınmazlardan belirgin şekilde ayrıldığının görüldüğü, mahkemece yapılan gözlem ve hükme esas kabul edilen 26.07.2019 ve 16.10.2019 tarihli ziraat mühendisi bilirkişi kök ve ek raporuna göre taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu, imar ve ihya yapılan yerlerden olduğu, sulu tarım arazisi olduğu, yine bu raporda dava konusu 3 parsel sayılı taşınmazın mera vasfı taşımadığının gerekçeli ve denetime elverişli şekilde bildirildiği, 21.08.2019 havale tarihli orman mühendisi bilirkişisinin raporunda da 1 parsel sayılı taşınmazın orman vasfında olmadığının gerekçeli ve denetime elverişli şekilde bildirildiği, her ne kadar mera orta malı ile orman arazileri kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle iktisap edilemeyecek yerlerden olsa da 2006 tarihli kadastro çalışmaları öncesinde taşınmazların tescil harici bırakıldığı, 1976 tarihine kadar geçen 30 yıllık zaman dilimi içerisinde davacının (eklemeli ve taksim yönündeki) zilyetliği ve alanında uzman bilirkişilerin bu taşınmazların iddia edilen vasıfları gerçekte taşımadıkları yönündeki kanaatleri karşısında tespitten önceki süreçte bu vasıfta olmayan taşınmazların davacı tarafça imar ihya edilerek iktisaba hak kazanıldığı, dava konusu taşınmazda bulunan köm artıklarının da davacı ve dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarını desteklediği, davacı yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi kapsamında yapılan araştırmada da zilyetlikle iktisap koşulları yönünden 40 dönüm sınırının aşılmadığının anlaşıldığı, iktisap şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Bingöl ili Merkez ilçesi Erdemli (Kiltepe) köyü 115 ada 3 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi Hilmi Aksoy tarafından tanzim edilen 25.06.2019 tarihli rapor ve krokilerinde "A" harfi ile gösterilen 2.292,90 m2 lik ve Bingöl ili Merkez ilçesi Erdemli (Kiltepe) köyü 115 ada 1 parsel sayılı taşınmazın aynı tarihli rapor ve krokisinde "B" harfi ile gösterilen 2.949,25 m2 lik kısımların tapu kayıtlarının ayrı ayrı iptali ile toplam 5.242,15 m2 lik kısmın anılan parsellerden ifraz edilerek bulundukları adanın son parsel numarası verilmek sureti suretiyle, yeni yüz ölçümü ve tarla vasfı ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin 115 ada 1 ve 3 parsel sayılı orman ve mera parseli içinde kalmakta olup her ne kadar komşularında şahıslara ait tarla vasıflı taşınmazlar olduğu bildirilmiş ise de bildirilen bu alanların da 115 ada 1 ve 3 parsel sayılı orman ve mera parselinin içinde kaldığı ve hukuken orman ve mera vasfında oldukları, 25.06.2019 tarihli fen bilirkişisi rapor ve krokilerinde "A" harfi ile gösterilen 2.292,90 m2 lik ve "B" harfi ile gösterilen 2.949,25 m2 lik çekişmeli taşınmaz bölümlerinin orman ve mera bütünlüğü içinde kaldığı, orman ve mera parseli ile arada ayırıcı unsur niteliğinde doğal ya da yapay sınırlar bulunmadığı, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin orman ve mera bütünlüğü içinde kalması nedeniyle öncesinin orman ve mera olduğunun kabulü gerektiği, 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, bir taşınmazın zilyetlikten edinilebilmesi için taşınmazın zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olması gerektiği, öncesi orman ve mera vasfında olan taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi neye ulaşırsa ulaşsın hukuken değer verilemeyeceği, bu itibarla davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacı ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.