SUÇLAR: Nitelikli dolandırıcılık

Mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.10.2015 tarihli ve 2015/71 Esas, 2015/198 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f-son) bendleri, 52,58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 300 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği, mahkumiyet kararının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

1.Sanığın, dava dışı ...'e ait facebook hesabına hukuka aykırı bir şekilde erişip, arkadaş listesinde yer alan şikayetçi ...'ya mesaj göndererek para istemesi, şikayetçinin parayı sanığa ait telefon numarasına göndermesi, akabinde hakkında beraat kararı verilen ...'in T.C. Kimlik numarası kullanılarak paranın çekilmesi biçimindeki eylem nedeniyle sanık hakkında kamu davası açılmıştır.

2.Sanığın, kendisinin bal ve çip satışı yaptığını, gönderilerinin Kumluca'da bulunan kargolar aracılığıyla yaptığını, diğer sanık ile de satış yaptıklarını, aldığı paranın bu satışlara ilişkin olabileceğini, söz konusu telefon hattının kendisine ait olduğunu beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmediği, hakkında beraat kararı verilen sanık ...'in, sanık ...'u tanımadığını, doktor olarak görev yaptığını, suç tarihinde de görevi başında olduğunu, daha önce de benzer şekilde kimlik bilgilerinin kullanıldığını beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmediği, suç tarihinde görevi başında bulunduğunu gösterir belgeler sunduğu, Mahkeme tarafından yapılan yazışmalarda Kumluca İlçesi'nde bulunan kargo şirketlerinde sanığın sadece bir gönderisinin bulunduğunun bildirildiği, anlaşılmıştır.

3.Mahkeme tarafından sanığın savunması, para yatırılan telefon hattının sanığa ait olması, kargo şirketlerinden gelen yazı cevapları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet kararının verildiği anlaşılmıştır.
Sanık ... hakkında verilen beraat kararı temyiz edilmemiştir.

1. 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde eğer suçtan elde edilecek haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde, asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca, 20,00-100,00 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de sonuç ceza değişmediğinden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile düzeltilen husus dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

3. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince tekerrür uygulamasına esas alınan Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.05.2012 tarihli ve 2011/99 Esas, 2012/77 Karar sayılı ilamının 18.02.2016 tarihinde kesinleşmiş olması nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde 3 numaralı bentte açıklanan nedenle Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.10.2015 tarihli ve 2015/71 Esas, 2015/198 Karar sayılı sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği tekerrür uygulamasına ilişkin kısmının hükümden çıkartılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.06.2024 tarihinde karar verildi.