SUÇLAR: Banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Muğla 2. Ağır Ceza mahkemesinin 11.11.2013 tarihli kararıyla sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının e bendi gereğince beraatine karar verilmiştir.

2.Muğla 2. Ağır Ceza mahkemesinin 11.11.2013 tarihli kararının Cumhuriyet savcısının temyizi üzerine Yargıtay(Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 19.09.2019 tarih, 2017/4949 Esas, 2019/8594 Karar sayılı kararıyla her iki suç açısından sanık ...'un mahkumiyetine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.11.2019 tarihli, 2019/407 Esas, 2019/451 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının j bendi, 35,62,53,58 inci maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis ve 40 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, hak yoksunluklarına; resmi belgede sahtecilik suçundan aynı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62,53,58 inci maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir

Sanığın temyiz isteği; kararın bozulmasına ilişkindir.

Temyiz dışı sanık ...'nün sanık ...'ın üvey babası olduğu, suç tarihinde sanıkların birlikte Köyceğiz Yapı Kredi Bankası'na geldikleri, sanık ...'ın arabada beklerken diğer sanık ...'nün katılan ... adına tanzim edilmiş ancak üzerinde kendi fotoğrafı bulunan suça konu sahte nüfus cüzdanı ile bireysel ihtiyaç kredisi talebinde bulunduğu, banka görevlilerinin durumu farketmesi üzerine İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne haber vererek sanıkları yakalattıkları, sanık ...'ın polis merkezi bekleme salonundaki koltuğun altına, katılan ... adına tanzim edilmiş ancak üzerinde sanık ...'nün fotoğrafı bulunan sahte nüfus cüzdanını attığı ve bu şekilde sanıkların üzerlerine atılı banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs ile resmi belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddia ve kabul olunan somut olayda temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.

1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıflarının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir, ancak;

2.Tekerrüre esas alınan Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/258 E. ve 2010/20 K. sayılı ilamı ile hükmolunan 10 ay hapis cezasının taksirli suça ilişkin olduğu ve tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden, 5237 sayılı TCK'nin 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanması, hukuka aykırı olup, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından tekerrüre ilişkin bölümün çıkarılması suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.06.2024 tarihinde karar verildi.