Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
1. Adana 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.02.2013 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 10 ay hapis ve 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Sanığın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi tarafından anılan hükmün; sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi kapsamında üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesince değerlendirilmesi için bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.02.2016 tarihli ve 2015/267 Esas, 2016/46 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 62,52,53 ve 158 inci maddenin son fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 800,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz istemi gerekçesizdir.
Sanık ...'in, www.sahibinden.com adlı internet sitesinden satılık araç ilanı verdiği, bu ilanı ve aracın özelliklerini gören şikayetçi ...'in ilandaki irtibat numarasını aradığı, yaptıkları pazarlık üzerine sanığın başka müşterilerin de olduğunu söyleyerek katılandan 400,00 TL kaparo istediği, katılanın da sanığın bildirmiş olduğu hesaba söz konusu parayı gönderdiği, daha sonra katılanın, aracın alım ve satımına ilişkin diğer işlemleri yürütmek üzere sanığı aradığında telefonlarına cevap alamadığı böylece sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat temin ederek dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında sanık suçlamayı kabul etmemiş, bu parayı şikayetçiden kapora olarak aldığını, şikayetçi arabayı almaktan vazgeçince kaporayı iade etmediği savunmuş, tanık olarak beyanına başvuran A.S., şikayetçi ile birlikte aracı alabilmek için Sinop'a gittiklerini ancak sanığa ulaşamadıklarını daha sonra paranın Adana'dan çekildiğini öğrendiklerini ifade etmiş mahkemesince sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (f), (j), (k) ve (ı) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katılandan az olmayacak şekilde, asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden artırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun'un 52 nci maddesi uyarıca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenmesi suretiyle hüküm kurulması gerekirken, temel adli para cezası alt sınırdan tespit edilip sonuç adli para cezasının haksız menfaatin iki katılan çıkarılması şeklinde uygulamanın yanlış yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tem delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile düzeltilen husus dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Bozma önceki kararın sadece sanık tarafından temyiz edilmesine ve Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 08.12.2014 tarihli bozma ilamında ceza miktarı yönünden kazanılmış hakların saklı tutulmasına denilmesine rağmen bu hususun gözetilmemesi isabetsizliğinin Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesini, 05.02.2016 tarihli ve 2015/267 Esas, 2016/46 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına sonuç cezadan sonra gelmek üzere "5320 sayılı Kanun'un 8 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son bendi uyarınca kazanılmış hak gözetilerek, neticeten sanığın 10 ay hapis ve 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığna TEVDİİNE,
06.06.2024 tarihinde karar verildi.