Kısmen kabulüne kısmen reddine
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu, Antalya ili Manavgat ilçesi ... Köyünde, ilk orman kadastrosu 1970 yılında kesinleşmiş, 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B uygulaması 10.12.1997 tarihinde kesinleşmiş, tescil harici bırakılan taşınmazın bulunduğu bölgede tapulama çalışmaları 02.03.1970 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, Antalya ili Manavgat ... Köyünde bulunan 165 parsel sayılı taşınmazın batısında bulunan yerin 35 yıldan fazla süre ile tarafından malik sıfatıyla kullanılıp tasarruf edildiğini ve zilyetlikten kazanma şartları oluştuğundan adına tapuya tescilini istemiş, davalılar cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır.
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemidir.
Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazın (B), (C) ve (D) harfi ile gösterilen kısımlara ilişkin verilen mahkeme kararı kesinleşmiş olmakla bu taşınmazlar yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu (A) ile gösterilen kısım yönünden davacı lehine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/1nci maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesinde düzenlenen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 18.02.2016 tarihli fen bilirkişisi ek raporu ve 16.12.2015 tarihli raporunda (A) ile gösterilen 14904,24 metrekarelik kısmın tarla vasfıyla Yeniköy mahallesi 118 ada son parsel numarası verilmek suretiyle davacı mirasçılarının payları oranında adlarına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından eksik araştırma ve inceleme yapıldığı belirtilerek temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümün, tapulama çalışmaları sırasında Kargı Çayı yatağı iken, yatağın yer değiştirmesi nedeniyle davacının kullanmaya başladığı, dosyaya sunulan 16.12.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen kısım üzerinde davacının dava tarihinden önce 20 yılı aşkın bir süre boyunca malik sıfatıyla zilyetliğinin bulunduğu, bu kısmın imar ve ihyasının tamamlanmasından dava tarihine kadar 20 yılı aşkın süre geçtiği için davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı şartlarının gerçekleştiği, kullanılan ekonomik amaca uygun ve taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek taşınmaz olduğu, bu taşınmaz yönünden davacılar adına tescil şartlarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; hükme esas alınan orman mühendisi ... ... Okudan'ın 10.01.2016 tarihli raporunda; 1953,1981 yıllarına ait hava fotoğrafları, 1963,1981,1995 ve 2012 tarihli memleket haritaları, 1983-1984 anemajman planı, 1996 tarihli meşçare haritasının incelendiği, buna göre; 1953 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın tamamının dere yatağında kaldığı, 1981 tarihli hava fotoğrafında Kargıçayı Deresinin güney yönünde kayarak yatak değiştirdiği ve (A) ile gösterilen taşınmazın dere yatağı dışında kaldığı, 1963 tarihli memleket haritasında dava konusu taşınmazın Kargı çayı Deresinin akış yatağında kaldığı, komşu kuzey doğusunda çalılık alanın bulunduğu, 1995 tarihli memleket haritasında, Mandalcık mevkiindeki Kargıçayı Deresinin kuzey kısmının toprak yarlı dere kenarında herhangi bir değişiklik (yatak kayması) olmadığı, ancak bu kısımda yeşil boyalı kısım itibari ile alüvyon birikimi oluşmaya başladığı, Kargıçayı Deresinin güney yönde Yukarıbük mevkiine doğru toprak yarlı kenar kısmının keşif tarihindeki yerine kadar ilerleyen akış yatağını genişlettiği, su akışının burada gerçekleştiği, derenin enine kesitte yaklaşık 177 metreden 246 metreye genişleme meydana geldiği, davalı taşınmazların bir kısmının dere yatağında kumluk alanda kaldığı, bir kısmında da keşif esnasında iş makinesi ile toprak profili açılan hat boyunu da içerisine alan yaklaşık 5150 metrekarelik alanın yeşil renkle boyalı meyvalık simgesi ile gösterilen alanda kaldığı belirtilmekle birlikte, 1983-1984 yıllarında hazırlanan Yaylaalan Bölgesi Bonitet Haritası üzerinde nizalı taşınmazın tamamının Kargıçay Deresi yatağı ile KU rumuzu ile gösterilen kumluk alanda kaldığının belirtildiği, bununla birlikte DSİ 13.Bölge Müdürlüğü'nün 28.10.2015 tarihli müzekkere cevabında; Dereye komşu arazilerde hasar oluşması sebebi ile, 2011 yılında makineli çalışma programlandığı, ancak davaya konu parsellerin karşısındaki parsel sahiplerinin, yapılacak makineli çalışmaya itiraz ettikleri, konu ile ilgili 09.05.2011 tarihli tutanağın tutulduğu, bu sebeple bahse konu yerde, taş tahkimat (sabit yapı) yapılmamış olup, arazilerin zarar görmesini engellemek amacı ile idari imkanlarla yatak düzenleme çalışması yapıldığı, sözkonusu derenin ıslahı için planlama ve proje çalışmalarının devam etmekte olduğunun bildirildiği, DSİ 13.Bölge Müdürlüğü'nün 19.11.2015 tarihli müzekkere cevabında da; Kargı çayında herhangi bir ıslah çalışması yapılmamakta olduğunun bildirilmiş olduğu, nitekim jeoloji mühendisi ... 'ın 15.01.2016 tarihli raporunda; dava konusu parselin Kargı Çayının oluşturduğu yatak içerisinde kaldığı, fakat DSİ tarafından 2015 yılında tamamlanan Naras Barajı ve buna bağlı olarak devam eden ıslah çalışmaları nedeniyle taşkın riskinden kurtulduğu ve aynı tarihte imar ihya edilerek tarıma elverişli ... getirildiğinin belirtildiği, ziraat mühendisi ... 'in 25.01.2016 tarihli raporunun sonuç kısmında imar ihya olgusunun tamamlanmış olduğu yönünde görüş belirtilse de; rapor içeriğinde (A) harfi ile gösterilen alanın kuzey kısmında 15-20 yaşında dağınık halde aşılı narenciye(limon) ağacı, güney kısmında 3-5 yaşlı aşılı narenciye ağaçları, 1 adet yaşı belirsiz meşe ağacı bulunduğunun belirtildiği, Mahkemece 10.12.2015 tarihinde icra edilen keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ...'in, davacı tarafından dikildiğini belirttiği limon ağaçlarının dikildiği tarihten bu yana 30 yıl geçtiğini beyan ettiği, yine davacı tanığı ... ...'un beyanında, dere yatağının mevcut yerine varmasından bu yana 10-15 yıl geçtiğini, davacıların önce limon diktiğini, kuruması üzerine karpuz ektiklerini, sonrasında portakal diktiklerini, karpuzu diktikleri tarihin 15 yıl önce olduğunu beyan ettiği, bu durumda dava tarihi olan 19.06.2008 tarihinden 20 yıl öncesi itibariyle, taşınmazın (A) ile gösterilen bölümü yönünden imar ihyanın tamamlanmadığı, yine davacı lehine 4721 sayılı Kanunun 713/1nci maddesi ve 3402 sayılı Kanunu’nun 14ncü maddesi kapsamında çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğin amaca uygun olarak oluşmadığı anlaşılmakla, Mahkemece, dava konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen kısmına ilişkin davanın da reddine karar verilmesi gerekirken, davanın bu bölüm bakımından kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.