İstinaf başvurusunun kabulüne
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Dava konusu Muğla ili Fethiye ilçesi ... Mahallesi 532 ada 2 parsel ve 486 ada 3 parsel sayılı taşınmazlar, tarla vasfı ile Hazine adına kayıtlı olup taşınmazların tapu kaydında "İş bu parsel 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddeleri gereğince orman sınırları dışına çıkarılmıştır. Parsel ... kızı ... tarafından kullanılmaktadır." şeklinde şerhler bulunmaktadır.
Davacı vekili; Muğla ili Fethiye ilçesi ... Mahallesinde bulunan 532 ada 2 parsel ve 486 ada 3 parsel sayılı taşınmazlara kadimden (1940 yıllarından) beri davacının miras bırakanları ve davacının eklemeli olarak zilyet olduklarını, taşınmazları imar ve ihya ettiklerini, dava konusu alanların tamamının kesinleşen orman kadastrosuna göre orman sınırları dışında kaldığını, yörede 1976 yılında yapılan orman kadastrosunda 27,28 ve 29 numaralı yerler olarak orman sınırları dışına çıkarılan yerler olduğunu, 1975 yılında yapılan tespit gibi kullanıcısı adına tapuya bağlanmasına karar verilmesi gerektiğini, zira 1930'lardan beri bu yerde nizasız ve fasılasız olarak kullanımın devam ettiğini ileri sürerek, 26.04.2006 tarihinde askıya çıkan dava konusu taşınmazların 2/B arazisi olarak Hazine adına çıkarılması yönündeki önceki tüm tahdit çalışmalarının iptaline, 532 ada 2 parsel ve 486 ada 3 parsel sayılı taşınmazların tapusunun iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... İdaresi vekili; dava konusu 2/B parsellerinin 1975 yılında Hazine adına tefrik ve tescil olduğunu, kurum aleyhine yöneltilen davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davanın Devlet ormanı tahdit sınırları içerisinde kalan bir yere ilişkin olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili; dava konusu taşınmazın belediye ve imar planı sınırları içinde olduğunu, imar planında "orman" olarak tanımlı olduğunu, 1987 yılında orman sınırları dışına çıkarıldığının belirtildiğini, bu tür yerlerin zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılmış yerlerden olduğunu, öncesi orman olan bu tür yerlerin zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazların kesinleşmiş orman tahdit sınırları içinde kaldığı, bu çalışmaların iptali için yasal sürelerinde (ilandan itibaren tapusuz taşınmazlar için 6 ay, tapulu taşınmazlar için 10 yıl) iptal davası açılmadığı, bu kesinleşen orman tahditlerine göre 2/B kullanıcı tespitlerinin yapıldığı ve davacının kullanıcı olarak tespit edildiği, dava konusu taşınmazların eski tarihli memleket haritalarında orman sayılan yerleri belirten yeşile boyalı olduğu, evveliyatı orman olan ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılmış taşınmazların zilyetlikten tescilinin mümkün olmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 inci maddeleri ile 4721 sayılı Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/1 inci maddesinde öngörülen zilyetlik koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, 01.11.1976 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosuna karşı dava açılmış olup, davanın açıldığı 25.10.2016 tarihi itibariyle 6831 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin geçtiği, dolayısıyla mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesi gereğince davanın esasına girilmeden, davanın hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esası da değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı vekilinin istinaf başvurusunun, açıklanan yöne ilişkin olarak kamu düzenine aykırılık nedeni ile kısmen kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.