Mahkumiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bakırköy 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.02.2019 tarihli ve 2013/210 Esas, 2019/101 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan beraat kararı verilmiştir.
2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 18. Ceza Daresinin, 10.12.2019 tarihli ve 2019/3564 Esas, 2019/8018 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca, 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık müdafinin temyiz istemi, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, atılı suçun oluşmadığına, beraat etmesi gerektiğine, suça konu çekin sahte olduğunun bilinmediğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesine aykırı davranıldığına, sanığın benzer sabıkalarının bulunmadığına ilişkindir.
1.Katılan ...'ın hakkında icra takibi yapılması üzerine takibe konu edilen ve çalıntı olduğu anlaşılan çekte yer alan ciro yazısı ve imzasının kendisine ait olmadığından bahisle şikayeti üzerine başlayan soruşturma kapsamında, suça konu çekin katılan ... cirolu olduğu halde kendi cirosunu da atarak dava dışı ... adlı şirket yetkilisinden aldığı mallara karşılık sanık tarafından verildiğinden bahisle sanık hakkında kamu davası açılmıştır.
2.Sanığın, suça konu çeki daha önce de ticaret yaptığı ...'dan sattığı mallara karşılık olarak aldığını, almadan önce bankadan sorduğunu, daha sonra aldığı mallar için dava dışı ... şirket yetkilisine verdiğini, çekin sahte olduğunu bilmediğini, ... ile yapılan ticarete ilişkin belgesinin olmadığını, daha önce de ticaret yaptığından kimliğini sormadığını, başka birinin kendisini ... olarak tanıtmış olabileceğini beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmediği, katılanın oluşu doğruladığı, çekte yer alan kimseyi tanımadığını, imza ve yazıların kendisine ait olmadığını beyan ettiği, dava dışı ... şirket yetkilisi ...'ın sanık, katılan ... ve keşideci gözüken ... adına icra takibine başladığının, sanığın çeki vermesine konu alışverişe ilişkin 01.07.2012 tarihli fatura sunduğunun, bankanın kendisine sunulan çekteki keşideci imzasının farklı olması nedeniyle işlem yapmadığının anlaşıldığı, alınan bilirkişi raporunda çekte yer alan imza ve yazılar ile ... ciro yazısı ve imzasının katılana ait olmadığının kabulünün gerektiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
3.İlk derece mahkemesince "...sanığın atılı suçu işlendiğine dair mahkumiyetini gerektirir, kesin, inadırıcı ve her türlü kuşkudan uzak delil elde edilemediğinden..." gerekçesiyle sanık hakkında beraat kararı verildiği anlaşılmıştır.
4.Bölge Adliye Mahkemesince "... her ne kadar sanık suçlamaları kabul etmeyip suça konu çeki ...'ın kendisinden aldığı kahvaltılık ürün karşılığı verdiğini ve çeki bankadan sorduğunda sağlam denildiğinden aldığını beyan etmiş ise de, yaptırılan bilirkişi incelemesine göre çekte birinci ciranta olan ... isimli şahsın adına atılmış imzanın ... ya ait olmadığının tespiti ve sanığın keşide tarihine göre az kabul edilemeyecek miktarda ki ticari ilişkiyi ispatlayamadığı da göz önüne alınarak sanığın cezadan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiş olup..." şeklindeki gerekçe ile sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek ilk derece mahkemesince verilen beraat kararı kaldırılarak sanığın cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
1.Sanığın çeki bankadan sorarak aldığını beyan etmesine karşın, banka yazı cevabına göre çekin çalındığının 08.05.2012 tarihli ifade tutanağı bankaya sunularak haberdar edilmiş olmasına, sanığın bu tarihten sonra dosyadaki faturaya göre 01.07.2012 tarihinde çeki ... şirket yetkilisine sunmasına, çekteki yazı ve imzaların katılana ait olmadığını bildirir bilirkişi raporuna, sanığın katılan ile arasındaki alışverişe ilişkin hiçbir belge sunamamasına göre sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 18. Ceza Daresinin, 10.12.2019 tarihli ve 2019/3564 Esas, 2019/8018 Karar sayılı kararında sanık müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 23. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.06.2024 tarihinde karar verildi.