Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi.
I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2016 tarihli, 2012/915 Esas, 2016/75 Karar sayılı kararı ile, olay akşamı saat 21;00 - 22;00 arası mağdurenin evine gitmek için yolda yürüdüğü sırada, arabası ile sokakta giden sanığın katılana yaklaşarak açık olan camdan elini dışarıya çıkartarak katılanın kalçasını tutup sıktığı ve yoluna devam ettiği şeklinde kabul edilen olayda, dosya içerisindeki mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanık hakkında cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102/1 ve 53. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
1.Olayın intikal şekli ile zamanı, katılanın aşamalarda alınan beyanları, tutanaklar ve sanığın savunması göz önüne alındığında oluşa uygun kabule göre sanığın katılanın yolda yürüdüğü sırada, arabası ile sokakta giden sanığın katılana yaklaşarak açık olan camdan elini dışarıya çıkartarak katılanın kalçasını tutup sıkması şeklindeki eylemin sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunu oluşturduğu ve sanığın sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan yargılama konusu eylemi için, lehine olan 6545 sayılı Kanun değişikliği sonrası 5237 sayılı Kanun’un 102/1-2. cümlesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereği 8 yıl olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 5237 sayılı Kanun’un 67/2-d maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 16.02.2016 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
2. Tebliğnamade onama isteyen görüşe gerekçeye istinaden iştirak edilmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2016 tarihli, 2012/915 Esas, 2016/75 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-(1) maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.06.2024 tarihinde karar verildi.