Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1) Sanığa isnat edilen TCK'nın 106/1-2. cümlesi kapsamındaki sair tehdit suçunun uzlaşma kapsamında olduğu, sanığın soruşturma evresinde uzlaşmak istediğini beyan etmesine karşın, katılana bu yönde uzlaşma teklifinin yapılmadığı anlaşılmakla, CMK'nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
2) Kabule göre de; sanığın, katılana yönelik ''oğlun Mehmet orayı terk etsin, sonunu kendi düşünsün'' şeklindeki sözlerinin, TCK'nın 106/1-2. cümlesinde belirtilen, bir başkasının, yakınına sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit suçunu oluşturabileceği gözetilmeksizin, yerinde olmayan gerekçeyle, sanık hakkında atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.