SUÇLAR: Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

HÜKÜMLER: Mahkumiyet

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.07.2016 tarihli ve 2016/192 Esas, 2016/349 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkumiyet kararları verilmiştir.
Sanık ... hakkında düşme kararı verilmiş ve temyize konu edilmemiştir.

Sanıklar müdafinin temyiz istemleri, eksik incelme ile hüküm kurulduğuna, senedin sahte olmadığına, hukuk davasında müvekkilleri lehine karar verildiğine ilişkindir.

1.Sanıkların iştirak iradesi içinde katılanı borçlu, sanık ...'i alacaklı olarak gösterip sahte oluşturdukları suça konu senedi, vefat eden sanık ...'e ciro ile devretmeleri, bu sanığın da senedi icraya koyması biçimindeki eylemleri nedeniyle haklarında kamu davası açılmıştır.

2.Sanık ...'in, sanık ... ve katılanın yanına geldiklerini, tapuda yaptıkları işlem nedeniyle senet düzenlemek istediklerini, yazılarının kötü olması nedeniyle kendisinden yazmasını istemeleri üzerine senetteki yazı ve rakamları yazdığını, katılanın senedi imzalayarak Kemal'e verdiğini, Kemal'in başka tarihte bu senedi hayvan alımında kullandığını beyan ederek, sanık ...'in ise kardeşi olan katılana devrettiği yerler nedeniyle ödenmeyen bedel için senet düzenlediklerini, senedi ...'in düzenlediğini, katılanın imzalayarak kendisine verdiğini, kendisinin de hayvan alımında kullandığını, sahte senet düzenlemediklerini beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmedikleri, katılanın suça konu senedin tamamen sahte olduğunu, borcunun bulunmadığını beyan ettiği, Tapu Müdürlüğünün yazı cevabına göre sanık ... ile katılan arasında 26.12.2011 tarihinde cevap tarihine kadar herhangi bir işlemin bulunmadığının bildirildiği, sanık müdafinin ise 16.12.2009 tarihli tapu devrine ilişkin kayıtlar sunduğu, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre senet ön yüzdeki "KOCAELİ" yazısı dışındaki tüm yazı ve rakamların sanık ...'e ait olduğu, basit biçimde atılan borçlu imzasının kime ait olduğu konusunda kanaatte bulunulamadığının, hukuk davasına alınan raporda ise borçlu imzasının katılana ait olduğunun bildirildiği, görülen imzaya itiraz davasının rapor kapsamına göre reddedildiği, takibin devamına karar verildiğinin ve istinaf incelemesi ile kesinleştiği anlaşılmıştır.

3.Mahkeme tarafından sanık savunmaları, katılan beyanları, tapu cevabi yazısı ve tüm dosya kapsamına göre sanıkların atılı suçları işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet kararları verilmiştir.

1.Olay ve olgular kısmında anlatılan beyanlar, ceza ve hukuk davalarında alınan bilirkişi raporları ve Kocaeli 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/425 Esas, 2016/469 Karar sayılı dosyası bir bütün halinde değerlendirildiğinde, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, öncelikle suça konu senedin sahte olup olmadığına dair alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla katılanın samimi olarak verdiği imza ve yazı örneklerinin ilgili yerlerden temin edilerek, dosyanın bir bütün halinde Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi, sanık müdafinin sunduğu tapu kayıtları da eklenerek Tapu Müdürlüğünden sanık ... ile katılan arasındaki tapu alış verişlerine ilişkin kayıtların temin edilmesinden sonra dosyadaki deliller bir bütün halinde değerlendirilerek sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

2.Kocaeli 3. İcra Müdürlüğünün 2015/9924 Esas sayılı icra dosyasının tamanının onaylı örneğinin getirtilerek incelenmesi ve katılan aleyhine haciz işleminin olup olmadığı, varsa hacze bağlı olarak satış işleminin gerçekleşip gerçekleşmediği ve sanıkların haksız menfaat temin edip etmediği hususlarının araştırılması, sonucuna göre sanıklar hakkında dolandırıcılık suçu yönünden teşebbüs hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının gerekçeli kararda tartışılması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması,
hukuka aykırılık bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.07.2016 tarihli ve 2016/192 Esas, 2016/349 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği Tebliğname'ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.06.2024 tarihinde karar verildi.