SUÇLAR: 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na muhalefet
Mahkûmiyet
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1. Sanığın temyiz isteği; etkin pişmanlık ve lehe uygulamalardan faydalanmasına imkân verilmediğine, aleyhine hüküm kurulduğuna, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan yargılama yapılması gerekirken, arkadaşının bir şeyini çalmak suçundan yargılama yapılarak suç vasfında hataya düşüldüğüne, erteleme hükümlerinin uygulanmasına mani adli sicil kaydının bulunmadığına, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin usulsüz olarak uygulanmadığına, bipolar bozukluk tanısıyla askerlikten muaf tutulduğuna ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 32 nci maddesi kapsamında rapor aldırılması gerekirken bu hususun gözardı edildiğine ve lehine olan hükümlerin uygulanması talebine ilişkindir.
2. Sanık müdafiin temyiz isteği; sanığa atılı suçların firari olduğu zaman diliminde işlenen suçlar olması sebebiyle sanık üzerine atılmasının ve sanığın kilitli olan yerden kimlikleri alması iddiasının kabul edilemez olduğuna, kabul anlamına gelmemekle birlikte sanığın zincirleme suç hükümlerinden faydalanması gerektiğine, eksik inceleme ile karar verildiğine ilişkindir.
Sanığın suç tarihinde katılanlarla birlikte ... Ulaştırma Personel Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı Lojistik Destek Hizmet Bölüm Komutanlığı emrinde askerlik yaptığı, katılanların ilgili idari birime nüfus cüzdanlarını askerlikleri başlarken teslim ettikleri, suça konu kimlik kartlarının Bölük astsubayı odasında bulunan çift kilitli dolapta muhafaza edildiği, sanığın suç tarihinde Bölük Astsubayı odasına girerek muhafaza edildiği dolabı açarak katılanların nüfus cüzdanlarını aldığı, katılanların teskere aldıklarında bu hususu öğrendikleri anlaşılmıştır.
Sanık hakkında bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Soruşturma aşamasında ve İlk derece Mahkemesinde tespit edilen sorgu ve savunmalarında atılı suçlamayı ikrar ettiği belirlenen sanığın Bölge Adliye Mahkemesince alınan ifadesinde atılı suçlamayı kabul etmediği belirlenmiştir.
Sanığın ek savunmaları, ... Bankası ... ve ... Şubelerinin cevabi yazıları, ...'a ait 22.08.2015 tarihli, katılan ... ve ... adına çıkarılan hatlarla ilgili bilgi yazısı, katılanlar ..., ..., ...'in ve tanık ...'ın ifadeleri dosya kapsamında mevcuttur.
İlk Derece Mahkemesi tarafından, sanığın ikrarı ile katılanların beyanlarından, sanığın üzerine atılı hırsızlık suçunu katılan sayısınca işlediği göz önüne alınarak mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın ve sanık müdafiin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılarak yapılan yargılamada; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, sanığın katılanlarla birlikte ... Ulaştırma Personel Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı Lojistik Destek Hizmet Bölüm Komutanlığı emrinde askerlik yaptığı ve tek eylemiyle katılanların kimliklerini bulunduğu yerden almak suretiyle atılı suçu bir kez işlediği değerlendirilerek İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlerin kaldırılmasına ve sanığın 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 132 nci maddesinde düzenlenen arkadaşının bir şeyini çalmak suçundan mahkûmiyetine karar verildiği belirlenmiştir.
1632 sayılı Kanun'un 132 nci maddesinde çalma suçunun bir tanımının yapılmaması ve üstünün, astının veya arkadaşının bir şeyini çalma suçunun unsurlarının gösterilmemesi nedeniyle suçun unsurlarının genel hükümlere göre saptanması gerekmektedir. Söz konusu suç tipinin, 5237 sayılı Kanun'un 141 inci maddesinde düzenlenen “hırsızlık” suçunun asker kişiler tarafından işlenen bir benzeri olduğu ve "çalmak" teriminin "hırsızlık" terimi ile eş anlamlı olarak kabul edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, üstünün, astının veya arkadaşının bir şeyini çalmak suçunun oluşabilmesi için;
(A) Failin, kendisinin üstü, astı veya arkadaşı statüsünde olan bir asker kişinin menkul malını rıza olmaksızın alması,
(B) Failin üstünün, astının veya arkadaşının menkul malını alma eylemini bu malın başkasına ait olduğunu bilerek kendisine veya başkasına bir yarar sağlama amacıyla gerçekleştirmesi zorunludur.
Olay tarihinde sanığın üstü ve eşidi rütbede olan katılanlara ait, Bölük İdari İşler Astsubayının odasındaki çift kilitli dolapta bulunan nüfüs cüzdanlarını zilyedin rızası dışında aldığı ve istinaf aşamasındaki beyanlarının atılı suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirildiğinde Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz sebebi yönünden yerinde görülmüş, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanığın ve müdafiin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2024 tarihinde karar verildi.