Mahkûmiyet
Sanığın 11.06.2019 havale tarihli dilekçesi ile yeni adresini bildirdiği hâlde, yokluğunda verilen kararın bu adrese tebliğinin yapılmamış olması karşısında, 26.07.2019 tarihli temyiz dilekçesinin öğrenme üzerine süresinde olduğunun kabulü ile yapılan incelemede;
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Birecik Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2014 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62,52 ve 53 maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 21.06.2017 tarihli ve 2017/17349 Esas, 2017/16336 Karar sayılı kararıyla sanığın eyleminin suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendine temas etmesi nedeniyle üst dereceli ağır ceza mahkemesince yargılama ve değerlendirme yapılması için bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine Birecik Asliye Ceza Mahkemesince görevsizlik kararı verilmiştir.
4. Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.05.2019 tarihli ve 2018/995 Esas, 2019/337 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62,52 ve 53 maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin uygulanmaması yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Sanığın temyiz istemi, eksik inceleme yapıldığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.
Suç tarihinde, kendini komiser olarak tanıtan bir şahsın katılanı telefonla aradığı ve katılanın adı kullanılarak terör örgütüne para aktarımı yapıldığını, olayı çözmek için hesabındaki paraları vereceği hesap numaralarına yatırılması gerektiğini söylediği, katılanın da korku ve paniğe kapılarak, arayan şahıs tarafından verilen ve sanığa ait olan banka hesabına para yatırdığı, yatan paraları sanığın çektiği, bu şekilde haksız menfaat temin eden sanık hakkında dolandırıcılık suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açıldığı anlaşılmış, mahkemece eylemin suç tarihine göre lehe kabulle basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
A. Tebliğname Yönünden
Mahkemece, 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi kapsamında erteleme müessesesi yönünden "...hapis cezasının ertelenmesi halinde ileride tekrar suç işlemekten çekineceğine dair olumlu kanaat hasıl olmaması nedeniyle hapis cezasının ertelenmesine takdiren yer olmadığı" şeklindeki, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler ile erteleme hükümlerin uygulanmamasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış ve bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
B. Sanığın Temyizi Yönünden
Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun, 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde ve Mahkeme tarafından, sanık hakkında lehine sonuçlar içeren ilgili kanun maddelerinin değerlendirildiği ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi kapsamında takdiri indirim, 50 nci maddesi kapsamında seçenek yaptırımlar, 51 inci maddesi kapsamında erteleme ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müesseseleri yönünden yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeler ile lehe hükümlerin uygulanmamasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.05.2019 tarihli ve 2018/995 Esas, 2019/337 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2024 tarihinde karar verildi.