Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bozma ilamı üzerine, İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.07.2021 tarihli ve 2018/192 Esas, 2021/207 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62,52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Katılan vekilinin temyiz isteği; eylemin nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna, üst sınırdan hüküm kurulması gerektiğine, sanık hakkında takdiri indirim nedenleri uygulanırken hesap hatası yapılarak eksik cezaya hükmedildiğine, bu sebeplerle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
Sanık müdafinin temyiz isteği; eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, teşdit gerekçesinin yeterli olmadığına, sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiğine ilişkindir.
5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin birinci fıkrası ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 34 üncü maddeleri gereğince "şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu" 05.01.2018 tarihi ile "uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin raporun uzlaştırma bürosuna verildiği" 26.01.2018 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;
1. Sanığın yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 07.05.2013 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, durma süresi de eklendiğinde, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu gözetilmeden yargılamaya devamla mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.07.2021 tarihli ve 2018/192 Esas, 2021/207 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili ve sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağan zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2024 tarihinde karar verildi.