Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Çanakkale 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 02.10.2014 tarihli ve 2013/343 Esas, 2014/274 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, katılana ait nüfus cüzdanına kendisine ait fotoğrafı yapıştırmak ve bu suretle katılanın çalıştığı Milli Eğitim Müdürlüğünden maaş bordosu almak suretiyle gerçekleşen resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, şikâyetçi kurum Ziraat Bankasından katılan ...'e ait sahte kimlik belgesi ile kredi çekmek suretiyle gerçekleşen nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi, 62,52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 8.333 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, para cezasının yirmi dört eşit taksitte tahsiline ve hak yoksunluklarına, katılan kurum İş Bankasından ...'e ait sahte kimlik belgesi ile kredi çekmek suretiyle gerçekleşen nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi, 52, ve 35 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 11.110 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, para cezasının yirmi dört eşit taksitte tahsiline ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2.Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15.Ceza Dairesinin 19.10.2020 tarihli ve 2017/32399 Esas, 2020/9969 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçu dışında kurulan mahkûmiyete esas kararların düzeltilerek onanmasına, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden kurulan mahkûmiyete esas hükmün ise; "Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.04.2014 tarih, 2013/11-397 E., 2014/202 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK'nın “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, buna göre, sanığın aslı elde bulunan katılana ait sahte nüfus cüzdanı kullanarak özel belge niteliğinde olan sahte banka kredi sözleşmesi imzaladığı anlaşılmakla; sanığın, aynı suç işleme kararıyla, farklı mağdurlara değişik zamanlarda verilmek suretiyle kullanılan sahte belgeler nedeniyle, tek bir resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulup, aynı Kanun'un 43. maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri gereğince cezanın arttırılması gerektiği gözetilmeden, belgelerin verildiği mağdur sayısınca suç oluştuğu kabul edilip sahtecilik suçundan ayrı ayrı hükümler kurularak fazla ceza tayini" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bozma üzerine, Çanakkale 1.Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.02.2021 tarihli ve 2021/20 Esas, 2021/110 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; iradesi yerinde olmadığı zamanlarda atılı suçları işlediğine, işlemiş olduğu suçlar nedeniyle pişman olduğuna, ilişkindir.

1.Sanığın, bir dönem katılana ait evde misafir olarak kaldığı, suç tarihinde katılana ait kimlik kartını çaldığı, üzerine kendi fotoğrafını yapıştırdığı ve katılanın çalıştığı Milli Eğitim Müdürlüğüne giderek katılan adına maaş bordrosu aldığı, daha sonra Çanakkale Kordon Ziraat Bankasına giderek kredi talebinde bulunduğu ve 25.09.2013 tarihinde 5.000,00 TL krediyi sahte nüfus cüzdanı ve bordroyu kullanmak suretiyle aldığı, 27.09.2013 tarihinde ise aynı şekilde bu kez İş Bankasına giderik katılan adına 10.000,00 TL kredi müracaatında bulunduğu, 29.09.2013 tarihinde İstanbul iline gittiğinde uyuşturucu kullanmak suçundan yakalandığı ve üzerinde katılana ait sahte kimliğe el konularak serbest bırakıldığı, sonrasında Çanakkale'ye döndüğü ve ... tarafından kredinin kabul edildiği ve alması için şubeye gelmesi gerektiğinin söylenmesi üzerine 01.10.2013 tarihinde şubede polisler tarafından yakalandığı anlaşılmıştır.

2. Sanık savunmasında; üzerine atılı suçlamayı kabul ettiğini bildirmiştir.

3. Mahkeme tarafından sanığın ikrar içeren savunması, tahrifen fotoğraf değişikliği yapılmak suretiyle oluşturulmuş suça konu belgenin aldatıcılık niteliğini haiz olduğuna dair bilirkişi raporu, Mahkeme gözlemi ve tüm dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.06.2024 tarihinde karar verildi.