Mahkumiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Samsun 11.Asliye Ceza Mahkemesinin 28.04.2015 tarihli ve 2014/1116 Esas, 2015/630 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
2.Anılan kararın sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11.Ceza Dairesinin 07.07.2020 tarihli ve 2019/9704 Esas, 2020/4108 Karar sayılı kararı ile; "Yargılama sırasında mahkemenin yargı çevresi dışında, Bakırköy Metris 2 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olarak bulunan ve duruşmadan bağışık tutulma talebi olmayan sanığın, hükmün tefhim olunduğu duruşmada hazır edilmeden veya SEGBİS yolu ile katılımı sağlanmadan, yokluğunda mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 193 ve 196. maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması, Kabule göre de; adli emanetin 2014/3095 sırasında kayıtlı suça konu nüfus cüzdanının akıbeti hakkında herhangi bir karar verilmemesi, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine, Samsun 11. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.11.2020 tarihli ve 2020/638 Esas, 2020/777 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; suç işleme kastı ile hareket etmediğine, usul ve yasaya aykırı olarak tesis edilen kararın bozulması isteğine ilişkindir.
1. Sanığın içeresinde bulunduğu aracın ... Polis Merkezi Amirliği karşısındaki uygulama noktasında polis memurlarınca durdurulduğu, yapılan kimlik kontrollerinde sanığın suça konu A.D. adına olan ancak üzerinde kendisine ait fotoğrafı bulunan nüfus cüzdanını ibraz ettiği ibraz ettiği iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanık savunmasında; atılı suçlamayı kabul etmiştir.
3. Uzmanlık raporunda özetle; suça konu nüfus cüzdanının sahte olarak tanzim edildiği ve aldatıcılık niteliği bulunduğu belirtilmiştir.
4. Mahkeme tarafından sanığın ikrar içeren savunması, sahte olarak düzenlenen suça konu nüfus cüzdanının aldatıcılık niteliğini haiz olduğuna dair bilirkişi raporu ve mahkeme gözlemi ile tüm dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
1. Belgede sahtecilik suçlarında aldatma niteliği bulunup bulunmadığının takdir ve tayini hakime ait olup Mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmakla, dosyada aslı bulunan suça konu nüfus cüzdanı üzerinde heyet olarak yapılan incelemede; düzenlemedeki şekil şartlarına uygun olduğu, fotoğraf üzerine gelecek şekilde soğuk mühür izinin olduğu, sahteliğin ilk bakışta anlaşılamadığı ve belgenin aldatıcılık niteliğinin bulunduğu değerlendirilmiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2024 tarihinde karar verildi.