Mahkûmiyet, nakil aracının müsaderesine yer olmadığına

Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

1.Katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmesine, katılan kurum lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi ve re'sen nedenler ile hükmün bozulması talebine ilişkindir.

2.Sanığın temyiz sebepleri; usul ve yasaya aykırı verilen mahkûmiyet hükmünün bozulması talebine ilişkindir.

Suç tarihinde önleme arama kararı uyarınca sanığın sevk ve idaresinde bulunan araçta yapılan aramada, toplam 1.000 karton gümrük kaçagı sigaranın ele geçirildiği ve sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçu uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası
açıldığı anlaşılmıştır.

Sanık kanun iadesi öncesi mahkemede savunmasında ve soruşturma aşamasında alınan ifadesinde aracı ...'dan emanet aldığını, sigaraların kendisine ait olduğunu, satmak için aldığını beyan ederek atılı suçu ikrar ettiği ancak, kanun iadesi üzerine mahkemede alınan savunmasında bu ifadesinden vazgeçerek ele geçen sigaraları içmek için aldığını beyan ederek atılı suçu inkar ettiği görülmüştür.

Dosyada mevcut kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında bildirilen gümrüklenmiş değerin normal değerde olduğu görülmüştür.

İddianamede müsaderesi talep edilen ... adına kayıtlı bulunan ... plaka sayılı aracın 2004 model ... marka kapalı kasa kamyonet olduğu, malen sorumlunun beyanının alınmadığı görülmüştür.

Sanığı sevk ve idaresinde bulunan araçta yapılan kontrollerde dava konusu 1.000 karton gümrük kaçağı sigaranın ele geçmesi ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak;

1.Suça konu 1.000 karton ele geçirilen kaçak eşyanın miktarına göre, temel cezada 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 61. maddesi uyarınca teşdit uygulanarak alt sınırdan uzaklaşılması suretiyle hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,

2.10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenleme de göz önüne alınarak, suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası ile 6545,7242 ve 7423 sayılı Kanunlarla değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası yollamasıyla aynı maddenin beşinci, onuncu, yirmiüçüncü ve 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, lehe aleyhe kanun karşılaştırması yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi,

3.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarihli, 2015/7-398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı,
fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;

Temyiz incelemesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 24.05.2013, iddianame düzenleme tarihinin 30.05.2013 olduğu,

Yapılan Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) sorgulamasında temyizde onanmasına karar verildiği anlaşılan Gevaş Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/339 Esas sırasında kayıtlı dosyada suç tarihinin 28.02.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 10.07.2013 olduğu,

Anılan dosyalarda sanığın eylemlerinin benzer mahiyette olduğu dikkate alınarak, kesinleşen dosyanın da aslının veya onaylı bir örneğinin bu dosya arasına alınarak, sanığın bu eylemi bir suç işleme kararı icrası kapsamında işleyip işlemediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususu tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi gerektiğinin dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,

4.Ele geçen 1.000 karton gümrük kaçağı sigaranın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

5.Dava konusu kaçak eşyanın, bilirkişi marifetiyle taşıma aracının yüküne göre miktar ve hacim bakımından ağırlıklı bölümünü oluşturup oluşturmadığı ve nakil aracının suç tarihindeki değeri belirlenip, 5237 sayılı Kanun'un 54. maddesinde yer alan hakkaniyet ölçüsünün değerlendirilip tartışılması, sanığın savunmasında nakil aracını emanet olarak aldığını beyan ettiği gözetildiğinde, dosya arasında mevcut ruhsat bilgilerine göre aracın kayıt maliki olan ...'ın dinlenerek aracın iyi niyetli 3. kişiye ait olup olmadığı belirlendikten sonra sonucuna göre müsaderesine ya da iadesine karar verilmesi, gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

6.Suçtan zarar gören ve usulüne uygun olarak davaya katılan Gümrük İdaresi lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan Gümrük İdaresi vekili ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 05.06.2024 tarihinde karar verildi.