Kamu davasının düşürülerek hükmün düzeltilmesi suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddi
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın, İzmir/Karaburun Akdağ Füze Mevzi Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yerine getirmekte iken, 09.09.2001 tarihinde Birlik Komutanlığınca sevk edildiği Güzelyalı Hava Hastanesinde yapılan muayene ve tedavisini müteakip, Birliğine dönmesi için tanınması gerekli 1 günlük dönüş yol süresi sonunda en geç 10.09.2001 tarinde saat 24.00 'e kadar Birliğine katılması gerekirken, yoldan savuşarak firar ettiği ve aradan uzunca bir süre geçtikten sonra 03.04.2017 tarihinde Diyarbakır/Silvan'da polis tarafından yakalandığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında firar suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-a maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanığın savunmalarında atılı suçlamayı ikrar ettiği belirlenmiştir.
Sanığın Birliğinden firar ettiğine ve yakalandığına dair tutanak ve hizmet durum cetveli dosyada mevcuttur.
İlk Derece Mahkemesi tarafından, sanığın askerlik görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak uzaklaştığı ve firarda kaldığı sürenin uzunluğu hususları bir arada değerlendirilerek alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan yargılamada; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, firar suçunun ani suçlardan olduğu ve sanığın suçu işlemeye başladığı zaman yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zamanaşımına ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği ve kamu davasının zamanaşımına uğradığı gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyete yönelik hükmünün kaldırılarak, kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine ve hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği belirlenmiştir.
Gerek doktrinde ve gerekse (Kapatılan) Askeri Yargıtay'ın istikrar bulan içtihatlarında, 1632 sayılı Kanun'un 66/1-a maddesinde düzenlenen firar suçunun, mütemadi bir suç olup, failin kıt'adan veya görevi gereği bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak kaçması ile başlayıp, yakalanmakla, kendiliğinden dönmekle veya resmi bir kuruma katılmakla sona eren suçlardan olduğu, mütemadi suçlarda, suçun başlama ve bitme tarihlerinin suçun tamamlanması yönünden önem arz ettiği, bu suç tipinde temadinin bittiği tarih suçun tamamlandığı tarih olduğundan, Kanunda belirtilen altı günden fazla uzaklaşma unsurunun saptanabilmesi için temadinin biteceği dönme, yakalanma veya resmi kuruma katılma tarihlerinin kesin olarak bilinmesi gerektiği, temadi bitmeden suçun tamamlanmayacağı duraksamasız olarak kabul edilmiştir.
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren ve suç tarihleri (11.09.2001 - 03.04.2017) itibarıyla yürürlükte olduğunda kuşku bulunmayan 5237 sayılı Kanun'un dava zamanaşımını düzenleyen 66 ncı maddesinde, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda, dava zamanaşımı süresi 8 yıl olarak düzenlenmiş; dava zamanaşımının durması ve kesilmesiyle ilgili 67 nci maddesinde, dava zamanaşımının duracağı ve kesileceği haller gösterilmiş ve zamanaşımının kesilmesi halinde, ilgili suça ilişkin Kanun'da belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayabileceği hüküm altına alınmıştır.
Sanığın işlediği firar suçuna ilişkin Kanun'da öngörülen ceza miktarı 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası olup; ceza miktarı itibarıyla, dava zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu; zamanaşımı süresini kesen sebeplerin varlığı halinde ise, bu sürenin azami 12 yıla kadar uzayabileceği açıktır. Dolayısıyla dava zamanaşımı süresinin, temadinin yakalanmakla sona erdiği 03.04.2017 tarihinde işlemeye başladığı ve 8 yıllık asli (olağan) zamanaşımı süresinin hüküm tarihi itibarıyla gerçekleşmediği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 11.05.2018 tarihli ve 2018/3115 Esas, 2018/1703 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2024 tarihinde karar verildi.